İçtihatlar

Uzlaşma Sağlanması Halinde Tazminat Davası Açılamaz

Uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Esas: 2018/3250, Karar: 2020/677, K. Tarihi: 04.02.2020

Uzlaştırma, fail ve mağdurun yasal koşullar çerçevesinde anlaşması nedeniyle fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisinin askıya alınmasını veya tümüyle kaldırılmasını sağlayan bir kurumdur.

Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir yöntemdir. Uzlaştırma, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur.

Uzlaşma usulünün uygulanabilmesi için birtakım koşullar öngörülmüştür. Bu koşullar aşağıda sayılmıştır:

  • Uzlaştırma kapsamında bir suç olmalıdır,
  • Kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması gerekir,
  • Önceden sonuçsuz kalmış bir uzlaştırma girişimi olmamalıdır,
  • Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaştırma teklifini kabul etmesi gerek

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2018/32506, Esas, 2020/677 Karar sayılı ve 04.02.2020 tarihli ilamında; uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı içtihat edilmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Esas: 2018/3250, Karar: 2020/677, K. Tarihi: 04.02.2020

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili;davalının trafik sigortacısı olduğu davacının yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını kazada iki aracın da kusurlu olduğunu belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10,00 TL geçici iş göremezlik ile 90,00 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatı temerrüt tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacı tarafından gerekli belgelerin müvekkil şirkete iletilmemesinden dolayı usulüne uygun başvurudan bahsedilemeyeceğini, hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiklerini, maluliyet ve hesap raporu alınması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin indirilmesini gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacının olay tarihinde meydana gelen kaza neticesinde yaralandığı ve kazadan sonra tedavi gördüğü, olay sonrası … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sırasında tarafların uzlaşma yoluyla aralarındaki uzlaşmazlığı çözümledikleri, davacının maddi kaybının olmadığına dair aralarında uzlaşma tutanağı düzenledikleri ve … Cumhuriyet Başsavcılığın’ın 2015/5994 soruşturma sayılı dosyasında uzlaşma nedeniye kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, CMK’nun 253/19 maddesi uyarınca dava konusu eylem nedeniyle uzlaşma sağlanılması halinde tazminat davası açılamayacağının açılmış ise de bu tür davaların feragat edilmiş sayılacağının hüküm altına alınmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3 Hukuk Dairesi’nce ; ilk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde,dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacının eşinin sürücüsü, davacının yolcu olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası ile … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/5994 soruşturma sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma dosyasının incelenmesinde; davacının müşteki sıfatıyla, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın sürücüsü olan davacının eşi …’ın müşteki şüpheli sıfatıyla ,karşı aracın sürücüsü …’in süpheli sıfatıyla dosyada taraf olduğu anlaşılmaktadır. Başsavcılık tarafından Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırma faaliyetlerinde bulunulmuş, 08.01.2016 tarihli uzlaştırma tutanağında ; tarafların beyanları doğrultusunda …’in … ve …’dan özür dilemesi, …’ın ise …’den özür dilemesi ile tarafların özürleri karşılıklı olarak kabul etmeleri, yine karşılıklı olarak şikayetlerinin olmadığını beyan etmeleri ile birbirlerinden herhangi bir taleplerinin olmadığını beyan etmeleri doğrultusunda özür dileme edimi huzurda yerine getirilerek bu şekilde taraflar arasında uzlaşma sağlandığı, … Cumhuriyet Başsavcılığınca uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

Soruşturma dosyasında her ne kadar uzlaşma nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de davacının yolcu olarak bulunduğu, davalının ise trafik sigortacısı olduğu aracın sürücüsü …’ın ,davacının eşi olduğu ve soruşturma dosyasında davacının, eşi olan …’dan davaya ve soruşturma dosyasına konu trafik kazası ile ilgili herhangi bir şikayeti bulunmadığı görülmüştür. Soruşturma dosyasında ve uzlaşma tutanağında …’ın şüpheli sıfatının varlığı, sürücüsü olduğu araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde oluşmuştur.

5271 sayılı CMK’ nın 253/17. bendinde; “Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. ” CMK’ nın 253/19. bendine göre ise “ Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda dava konusu trafik kazası ile ilgili başlatılan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/5994 soruşturma sayılı dosyasında müşteki olan davacının, davalının trafik sigortacısı olduğu araç sürücüsü olan eşi …’dan herhangi bir şikayetinin bulunmaması karşısında davacı …’ın eşi … ile uzlaşmasını gerektirecek bir durumun olmamasına, davacının sadece karşı araç sürücüsü …’ den şikayetçi olmasına, Uzlaşma tutanağına göre uzlaşma edimi olan özür ediminin; …’in … ve …’dan özür dilemesi, …’ın ise …’den özür dilemesi şeklinde olmasına göre, davacının karşı araç sürücüsü … ile uzlaştığı anlaşıldığından, Ceza Muhakemeleri Kanunu 253/19. maddesine göre davacının artık karşı araçla ilgili sorumlululara karşı tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır.

Davacının, yolcu olarak bulunduğu aracın trafik sigortacısına karşı eldeki davayı açmış olduğundan mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nce bu hususa yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi hatalı görülmüş ve kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 04/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu