İcra Hukuku - İflas Hukuku

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvaazası)

Muvazaa anlaşması, tarafların görünürdeki işlemlerinin kendi aralarında hiçbir hüküm ifade etmeyeceği ve sadece diğer kişileri aldatmak amacıyla işlem yapmaları hususunda gerçekleştirdikleri anlaşmadır. Muvazaa anlaşması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Görünüşteki sözleşme şekil şartına tabi olsa da muvazaa anlaşması şekil şartına tabi değildir. Muvazaa sözleşmesinin unsurları:

  • “Görünüşteki işlem (sözleşme),
  • Muvazaa anlaşması,
  • Üçüncü kişileri (mirasçıları) aldatma amacı,
  • Gizli sözleşme.”dir.

Muvazaa sözleşmesi “mutlak muvazaa” ve “nisbi muvazaa” olarak ikiye ayrılır. Mutlak muvazaada taraflar gerçekte aralarında bir işlem yapmayı düşünmemelerine rağmen, diğer kişilere karşı sırf onları aldatma kastıyla bir işlem yapmış izlenimi vermek amacıyla görünüşte işlem yapar. Nisbi muvazaada taraflar görünüşteki sözleşmenin arkasında farklı bir sözleşme saklamakta ve bu işlemin hukuki sonuç doğurması hususunda anlaşmaktadır. Nisbi muvazaa: “sözleşmenin niteliğinde muvazaa, sözleşmenin konusunda veya şartlarında muvazaa ve tarafların şahsında muvazaa” olarak ayrılmaktadır.

Muris Muvazaası Nedir?

Muris, mirasçılarından mal kaçırmak maksadıyla gerçekte bağış olan bir sözleşmeyi tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterebilir. Muris kanun hükümlerine aykırı olarak mirasçıları arasında eşitliği bozan v mirasçıları zararına tasarrufta bulunur. Bu muvazaa türü ülkemizde genel olarak “kız çocuklarına miras bırakmamak” amacı doğrultusunda karşımıza çıkar. Muris muvazaası nisbi muvazaaya örnek teşkil eder.

muris muvazaasi nedir

Muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “Bir kişinin; mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak maksadıyla, aslında bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru huzurunda iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen bütün mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu`nun 18. Maddesi doğrultusunda muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil şartlarından yoksun bulunduğunu öne sürerek dava açabileceklerdir”  denmek suretiyle muris muvazaasının varlığı kabul edilmiştir.

Murisin, sağlığında mirasçıları lehine yaptığı tasarruflar eşitlik sağlanmış olsun olmasın muris muvazaası kabul edilemez. Yargıtay bu konuda “miras bırakanın sağlığında sahip olduğu mal varlığının tamamını veya bir bölümünü, mirasçıları arasında iyi niyet çerçevesinde makul ölçüler içerisinde pay etmişse, mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz edilemez. Bu durumda 1.4.1974 günlü 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur” diyerek görüşünü belirtmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus paylaştırmada “iyi niyet” ve “makul ölçü” nün gözetilmesi gerektiğidir.

Murisin yaşlılığında veya hayatının son döneminde birlikte yaşadığı kişilerin etkisinde kalması, miras bırakanın erkek çocuğuna öncelik tanımak istemesi, son eşinin etkisiyle ortak olmayan çocuklarından mal kaçırma düşüncesi, diğerlerine göre daha düşkün durumda olan mirasçıyı koruma düşüncesi onu muvazaaya iter.

Muris Muvazaasının Sonuçları

Roma hukukunda görünürdeki işlem her ne kadar tarafların gerçek iradelerini yansıtmasa da geçerli kabul edilirdi. Çünkü Ius Civile’ e göre işlemin şekil kuralına uygun olması geçerlilik için yeterliydi. Günümüz hukuk sistemlerinde bunun aksine karşılıklı irade beyanlarının birbirine uygun ve gerçeği yansıtır olması aranmıştır.

Muris muvazaasında görünürdeki işlem tarafların gerçek iradesini yansıtmayan işlemdir. Bu sebeple görünürdeki işlem hükümsüzdür.

Gizli sözleşme tarafların gerçek iradesine uygun olduğundan kural olarak geçerlidir. Burada gizli sözleşmenin şekil şartına bağlı olup olmadığı önem taşımaktadır. Gizli işlem tapusuz taşınmazlarda ve taşınır mallarda şekle bağlı değildir. Ancak tapulu taşınmazlarda resmi şekil şartına bağlı olduğundan bu şekle uyulmazsa geçersiz olur.

Muvazaalı hukuki işlemler neticesinde açılabilecek davalar nelerdir?

  1. Mirasta Denkleştirme (İade) Davası
  2. Tenkis Davası
  3. Yolsuz Tescilin Düzeltilmesi Davası
  4. İptal Davası

Murisin hileli tasarruflarına karşı açılacak davada davalı olarak ilgili tasarrufun diğer tarafını oluşturan kişi gösterilmelidir. Görevli mahkeme HMK m.2/1 uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Muris Muvaazası Durumunda Kimler Dava Açabilir?

Bu davayı saklı pay sahibi olup olmamasına bakılmaksızın bütün mirasçılar açabilir.  Ancak mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler dava açamaz. Her mirasçı kendi payı için tek başına dava açabilir ancak dava, sadece kendi payına ilişkin değilse diğer mirasçıların da olurunu almak zorundadır.

Zamanaşımı Süresi

Dava, miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.

İspat Yükümlülüğü

Muris muvazaasını ispat yükü davacı taraftadır. HMK m.200 uyarınca murisin yapmış olduğu muvazaalı tasarruf yazılı veya resmi şekle tabi ise davacının muvazaa iddiasının ispatı yazılı şekle tabidir. Buna karşılık murisin tapulu taşınmazını mal kaçırmak maksadıyla intikal ettirdiğini iddia eden mirasçılar için bu kural uygulanmaz. Burada mirasçı hukuki işlemin tarafı sayılmadığından ispat şekle tabi değildir. Bu durumda muvazaa iddiası her türlü delille ispat edilebilir.

Stj. Av. Sena Türk & Av. Ahmet Ekin

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu