Türk Vatandaşlık ve Yabancılar Hukuku

Evlilik Yoluyla Vatandaşlık Kazanmak

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2012/8144

Karar No : 2015/4051

“Evlilik yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar, evlenmenin butlanına karar verilmesi hâlinde, evlenme akdinde iyi niyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler

Evlenme yoluyla kazanılan vatandaşlık yetkili makam kararıyla sonradan kazanılan bir vatandaşlıktır. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na göre; “Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz.”

Yabancının bir Türk vatandaşı ile evlilik yapmasıyla Türk vatandaşlığı kazanabilmesi için dört şartın gerçekleşmesi aranmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yabancının evlilik yaptığı Türk vatandaşıyla en az 3 yıldan beri devam eden bir evliliği bulunmalıdır.
  • 3 yıl boyunca aile birliği içinde bir yaşamın sürdürülmüş olması gerekir.
  • Yabancının evlilik birliğiyle bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmamış olması gerekir.
  • Yabancının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması gerekir.

Yabancıya Türk vatandaşlığını kazandıran evlenmenin butlanına karar verildiği takdirde, kişinin Türk vatandaşlığını muhafaza edebilmesi, onun butlan sebebi bakımından iyiniyetli olmasına bağlıdır. İyi niyetli olmayan kişi Türk vatandaşlığını kazandıran evlenmenin butlanı ile vatandaşlığı kendiliğinden kaybedecektir. Şayet butlanına karar verilen bir evlenmeden doğan çocuk varsa anne veya babasının iyiniyetli olup olmamasına bakılmaksızın Türk vatandaşlığını muhafaza ederler.

DANIŞTAY 10. DAİRE 2012/8144 Esas, 2015/4051 Karar sayılı kararında; davacı ve eşinin aynı evde ikamet ettikleri, ailevi ve komşuluk ilişkilerinin bulunduğu, ayrıca evliliğin gerek başvuru, gerekse de işlem tarihleri itibariyle devam ettiği anlaşıldığından evlenme akdinde iyiniyetli olmalarından bahisle başvurucunun Türk vatandaşlığını kazanacağını ortaya koymuştur.

“İçtihat Metni”

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2012/8144

Karar No : 2015/4051

İstemin_Özeti : …. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E…., K…. sayılı kararın hukuka aykırı olduğundan 2577 sayılı Kanunun 49.maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Türk Milleti Adına

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, … vatandaşı olan ve Türk vatandaşıyla evlenen davacının, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak istemiyle yaptığı başvurunun, evliliğinin formalite evlilik olduğundan bahisle reddine ilişkin 29/3/2011 tarih ve 29210 sayılı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

… İdare Mahkemesince, davacının Türk vatandaşı …. isimli kişiyle evliliğine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucu düzenlenen 16/12/2010 tarihli mülakat ve değerlendirme formunda, davacının Türk vatandaşı eşi ile yapmış olduğu evliliklerinin ciddi bir evlilik olmadığı, formalite evlilik olduğu, evliliğinin Türk vatandaşlığını kazanma amacıyla yapılmış muvazaalı bir evlilik olduğu; buna göre, 5901 sayılı Kanun’un 16. maddesinde öngörülen şartları taşımayan davacının, aynı Kanun maddesinin (a) bendi uyarınca vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, eksik incelemeye dayalı karar verildiği, mahalle ve apartman komşularının yazılı beyanlarının dikkate alınmadığı, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek anılan idare mahkemesi kararının temyizen incelenip bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

12/6/2009 tarih ve 27256 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinde, “Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde;

a) Aile birliği içinde yaşama,

b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartları aranır.” hükmü bulunmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, Özbekistan uyruklu olan ve 11/8/2007 tarihinde Türk vatandaşıyla evlenen davacının, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvuru üzerine, davacı hakkında idarece düzenlenen 16/12/2010 tarihli mülakat ve değerlendirme formunda, 1966 doğumlu olan davacının, 27/8/2009 tarihinden 11/11/2009 tarihine kadar geçerli ikamet tezkeresi aldığı, evliliğinden çocuğunun bulunmadığı, aynı adreste evlilik birliği içerisinde yaşamadıkları, davacının herhangi bir güvenlik soruşturması kaydının bulunmadığı tespitlerine yer verildikten sonra aile birlikteliğinin olmadığı, eşiyle birbuçuk yıldır ayrı yaşadıkları, evliliğin anlaşmalı evlilik olduğu kanaatine varılması üzerine, 5901 sayılı Kanun’un 16.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı, “Aile birliği içinde yaşama” şartını taşımadığından bahisle başvurunun reddi yönünde işlem tesis edildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Evlilik ilişkisinin geçersizliğine hükmedilmesi ancak adli yargı yerince bu konuda verilecek bir karar ile mümkün olduğundan, yargı yerlerince verilmiş bir karar olmadıkça idarece, evliliğin formalite (muvazaalı) olduğu konusunda bir değerlendirme yapılarak idari işlem tesisine hukuken olanak bulunmamaktadır. Bakılan uyuşmazlıkta, davacı eşi İ.T. ve eşinin çocuğu ile annesiyle yapılan görüşmelerde, evliliğin anlaşmalı bir evlilik olduğu, aile birliği bulunmadığı yolunda ifadelere yer verilmiş ise de; davacının, 11/8/2007 tarihinde resmi nikahla Türk vatandaşı ile evlendiği, davacının herhangi bir güvenlik soruşturması kaydının olmadığı, davacı tarafça dosyaya ibraz olunan ve komşularına ait beyanlardan, davacı ve eşinin aynı evde ikamet ettikleri, ailevi ve komşuluk ilişkilerinin bulunduğu, ayrıca evliliğin gerek başvuru, gerekse de işlem tarihleri itibariyle devam ettiği anlaşıldığından, 5901 sayılı Kanunun 16.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı şartı taşımadığı gerekçesiyle Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu durumda, dava konusu işlemin iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E…., K…. sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine 5/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu