İçtihatlar

100 promil üstü alkol mahkeme cezası

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2019/10106

K. 2021/3042

T. 24.3.2021

100 promilden fazla alınan alkolün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırdığı kabul edilmektedir.

Türkiye’de ticari araç sürücülerinin ve kamu hizmetinde çalışanların alkollü olarak trafiğe çıkmaları yasaklanmıştır. Diğer sürücüler için ise yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 50 Promil belirlenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca 50 promil ve üzeri alkol almış kişiler idari para cezası ile cezalandırılır ve sürücü belgelerine el konulur.

Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarından da açıkça görüleceği üzere; 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyi, sürücüye güvenli sürüş yeteneğini kaybettirmekte ve bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” Hükmü gereğince sürücü ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan sorumlu tutulmaktadır.

Alkol ve uyuşturucu barındıran maddeler, kişilerin fiillerini etkilemektedir. Sürücülerin ani karar verebilme, fren kontrolü kabiliyetinde azalma, gözün takip yeteneği gibi hususların niteliğinde düşüşe sebep olan alkolün etkisi kişinin bünyesine, alınan alkol miktarına bağlı olarak değişebilmektedir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde düzenlenmiştir. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemektedir. Yargıtay ise kişinin bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabul edilebilmesi için 100 promil üzerinde alkolle araç kullanılması gerektiğini kabul etmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/10106 Esas, 2021/3042 Karar sayılı kararında da Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Dairesinin raporlarıyla benzer şekilde; “100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, somut olayda sanığın kaza esnasında 0,80 promil alkollü olduğunun tespit edildiği dikkat alındığında, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla” ifadelerine yer verilmiştir.

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2019/10106

K. 2021/3042

T. 24.3.2021

DAVA : Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Olay günü saat 20:45 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile 0,80 promil alkollü vaziyette meskun mahalde, 7.40 metre genişliğindeki iki yönlü asfalt kaplama yolda gece vakti seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde karşı istikamet şeridine girerek, kendi seyir şeridinde nizami şekilde seyir halinde olan katılan …’nun sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu, katılan sürücü …’nun basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde, yanında yolcu olarak bulunan …’nun ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralanmalarına neden olduğu, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, somut olayda sanığın kaza esnasında 0,80 promil alkollü olduğunun tespit edildiği dikkat alındığında, Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0.15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği, sanığa ait alkolmetre ölçüm saati ile kaza tespit tutanağındaki kaza saati arasında on iki dakikalık bir zaman farkı bulunduğundan, sanıkta tespit edilen alkol oranının 100 promili geçmediği, ayrıca sanığın savunmasının aksine, almış olduğu alkolün verdiği etki ile emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak olmasına rağmen araç kullandığına dair dosyaya yansıyan ve itibar edilir nitelikte bir delil de bulunmadığı gözetilerek, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, eylemin bilinçli taksirle işlendiğinin kabulüyle sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabul ve uygulamaya göre de;

TCK’nın 50/4. maddesinde “taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilebileceği, ancak bu hükmün, bilinçli taksir halinde uygulanmayacağı” belirtilmiş olmasına karşın, meydana gelen olayda bilinçli taksirle hareket ettiği mahkemece de kabul edilen sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 24/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu