Ceza Hukuku

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

Etkili bir hukuk muhakemesi yapmak ve maddi gerçeğe ulaşmak için muhakeme sürecinde “durdurma, yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama, el koyma” gibi koruma tedbirlerine başvurulabilir. Tedbire başvurulduğu sırada tedbirin görünüşte hukuka uygun olması yeterli yeterlidir. Tedbire başvurulduktan sonra kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat gibi kararlar verilmesi uygulanan tedbiri hukuka uygun olmaktan çıkaracaktır.

Tutuklulukta makul sürenin ya da azami sürenin aşılmış olması, tedbirin uygulanması için gerekli şartların oluşmamış olması ya da tedbirin icrası sırasında kamu görevlilerinin yükümlülüklerini yerine getirmediği haller de tedbiri hukuka aykırı hale getirir.

Bu gibi durumlarda temel hak ve özgürlüklerine müdahale edilmiş kişi maddi ve manevi zarara uğramıştır. Hukuk devleti olmanın bir gereği olarak devlet bu zararı üstlenmiştir. Bu hususta tazminat hukukunun genel prensipleri esas kabul edilmiştir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat, Anayasa md.19 ve Ceza Muhakemesi Kanunu md.141 vd  düzenlenmiştir. Bu konuda CMK hükümleri 1 Haziran 2005 tarihinden sonraki işlemlere uygulanır. Bu tarihten önceki dönemlere ait işlemlere 466 Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun  (mülga) uygulanır.

ANAYASA MADDE 19-

Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…)(1) ve savaş hallerinde uzatılabilir.(1)

(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

Tazminat İstenebilecek Haller

Kanun şu hallerde tazminat istenebileceğini öngörmüştür:

– (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

E ve f bentlerinin söz konusu olduğu durumlarda kararı veren merci ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirmelidir. Tazminat isteyebilmenin şartları gerçekleşmiş olsa da bazı durumlarda tazminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre:

  • Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler
  •  Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler
  •  Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler
  • Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar tazminat isteyemezler. (CMK m.144)

Tazminat Talebinin Şartları

Tazminat talebinde bulunabilmek için ilgili kişi hakkındaki kararın veya hükmün kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşmenin tebliğinden itibaren 3 ay içinde dava açılabilecektir. Tebliğin gerçekleşmiş olmaması halinde kesinleşmeden itibaren 1 yıllık sürenin geçmesiyle dava hakkı düşecektir.

Dava; zarara uğrayanın kendisi, yasal temsilcisi veya özel yetkili vekili tarafından açılabilir. Davalı taraf devleti temsilen hazine gösterilecektir.

Tazminat talebini incelemeye yetkili ve görevli mahkeme zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesidir. Böylece kanuna aykırı işlemden zarar gören kişi için talep kolaylaştırılmıştır. Karar duruşmalı olarak verilecektir. Tarafların yokluğunda karar verilebilir. CMK’nın ilgili hükmünde detaylı açıklama yapılmıştır.

Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.

(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.

(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.

(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.

(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.

(7) (Değişik: 25/5/2005- 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.

(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.

(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.

(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Tazminatın Geri Alınması ve Rücu

Devlet, ödediği tazminatı belli durumlarda geri alabilir. Kamu görevlilerine ya da diğer bazı kişilere rücu edebilir. Tazminatın devlet tarafından geri alınması şu hallerde söz konusu olmaktadır:

  •  Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılması üzerine kişi hakkında kamu davası açılıp mahkûmiyet kararı verilmesi.
  • Beraat eden ancak aleyhinde yargılamanın yenilenmesi dolayısıyla yeniden yargılanan kişinin mahkûm edilmesi.

Geri alınacak miktar, mahkûmiyet süresine ilişkin kısımla sınırlıdır. Gözaltı ve tutukluluk süreleri mahkûmiyet süresinden fazla değilse, ödenen tazminat tümü ile geri alınır. Gözaltı ve tutukluluk süreleri mahkûmiyet süresinden fazla ise, aradaki süre farkının karşılığı olan miktar kişide bırakılıp, fazlası geri alınır. Tazminatın geri alınması için hazinenin talebi beklenmez, cumhuriyet savcısı tazminat kararını veren mahkemeden bu hususta karar vermek üzere yazılı talepte bulunur. Mahkemece verilecek karara karşı cumhuriyet savcısının ve tarafların itiraz hakkı bulunmaktadır. Kararın yerine getirilmesinde, kamu alacaklarının tahsiline ilişkin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Stj. Av. Sena TÜRK & Av. Ahmet EKİN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu