İş Hukuku

İş Yerine Sarhoş Gelmek

 HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2008/29926

Karar No:2010/19573

Tarihi:21.06.2010

” Uyarıya rağmen işyerine sarhoş olarak gelmek işverene haklı fesih imkanı tanır.”

İş Kanunu’nun 25. maddesinin 2. fıkrasına göre; İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması, işverene iş akdini haklı nedenle derhal feshetme hakkı verecektir.

Haklı fesih nedeninin doğumu için işçinin mutlaka alkolik veya uyuşturucu bağımlısı olması gerekmez.

İşyerinde huzurlu bir çalışma ortamı sağlanması için işçinin alkol dışında  uyuşturucu bir madde alarak işyerine gelinmesi durumunda sarhoşluk derecesine ulaşmasa da iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesine sebep olur. Bu madde uyarınca, işçinin işyerine uyuşturucu madde alarak gelmesi yasak olmasına rağmen alkollü içki almış olarak gelmiş olması yasak değildir. İşyeri dışında alınan alkol sarhoşluğa yol açmışsa, bu şekilde işyerine sarhoş olarak gelmek yasaktır. Bu nedenle alkollü içki almış olmakla birlikte sarhoşluk belirtileri göstermeyen işçinin işyerine gelmesi bu madde kapsamında haklı neden olarak kabul edilmemektedir. Burada dikkat edilecek husus, işyerine gelmeden önce içki içmek haklı nedenle fesih için yeterli değildir.  Bunların yanında  işyerinde alkol kullanmak, sarhoşluğa yol açmamış olsa bile haklı nedenle fesih için yeterlidir.

Bu durumlarda işverence haklı nedenle fesih söz konusu olduğundan işveren, işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödemeyecektir. Bu husus YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2008/2992 Esas 2010/19573 Karar sayılı kararında da şu şekilde ortaya konulmuştur:

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ    

Esas No: 2008/29926

Karar No:2010/19573

Tarihi:21.06.2010

Özeti: Davacının işyerine alkollü geldiği sabittir. 4857 Sayılı yasanın 25/11 – d ve 84/1 maddeleri gereğince uyarıya rağmen işyerine sarhoş olarak gelmek işverene haklı fesih imkanı tanır.

İşveren davacının işyerine iradi biçimde sarhoş gelmesi üzerine yasal fesih hakkını kullanmış olup, haklı fesih karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar vermek gerekirken hatalı gerekçe ile kabulüne hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Dava : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti, kötü niyet tazminatı, ikramiye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi R.Taşdelen tarafından düzenlenen rapor dinlendikten soma dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili müvekkilinin davalı işyerinde 20.11.2000 tarihinde işe başladığını, 17.01.2006 tarihli Aksaray 2. Noterliğinden gönderilen ihtarname ile işyerine alkollü olarak geldiği için tutanak düzenlendiği, 16.01.2006 ve 17.01.2006 tarihlerinde izin almaksızın işyerine gelmediği, 68 EF 303 ve 68 EH 546 plakalı araçlara da hasar verdiği hususlarından dolayı iş akdinin 25. madde gereğince tek taraflı ve bildirimsiz olarak feshedildiğinin belirtildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinde  bulunmuştur.

Davalı vekili davacının davalı işyerine İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından sakat işçi olarak yerleştirildiğini, taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşmede personelin sorumlulukları başlığı altında düzenlenen bölümün 2. kısmında personelin görevinin ifası sırasında ve işyerinin disiplinin sağlanmasında, şirket talimatlarına, işveren tarafından belirlenen çalışma şartlarına, işyerinin genel politikalarına, verilen işi özenle yapacağını, ahlak ve iyi niyet kurallarına uyacağını kabul ve taahhüt ettiğini, davacının belirlenen kurallara aykırı davranması ve İş Kanunundaki işverenin haklı sebeplerle iş akdinin feshi halinde işverenin sözleşmeyi herhangi bir tazminat ödemeden fesih hakkının doğacağının sözleşmenin 3. maddesinde düzenlendiğini, davacının iş kanunundan doğan yükümlülük gereğince işe alınması ile işverenin koymuş olduğu kurallara uymadığını, işyerinde huzursuzluk çıkardığını, bunun dışında işe başlarken alkol alıp sarhoş olarak işe geldiğini, bu konuda işverenin uyarılarına rağmen bir türlü engellenemediğini, 03.01.2006 tarihinde davacının işyerine alkollü olarak gelerek işbaşı yapmak istediğini işveren temsilcisinin alkollü olarak iş başı yapmasının uygun olmayacağını bildirdiğini, ve alkol muayenesi yaptırılmak istendiğinde alkol muayenesi olmayacağını beyan eden davacı hakkında durumun tutanak ile tespit edildiğini, yine davacının 14.01.2006 tarihinde işe alkollü olarak geldiğini, durumu çalışanlarca tespit edildiğini, davacının personel şefi Menderes Altuntepe’ ye aile sorunlarının olduğunu, bu nedenle alkol aldığını, alkol muayenesi yaptırmayacağını ve işyerinden ayrılacağını beyan ettiğini, aynı gün çalışmadan ve kimseye haber vermeden işyerini terk ettiğini, ertesi gün ise işe gelmediğini, davacının 15.01.2006 tarihinde polise vermiş olduğu ifade de 14.01.2006 tarihinde işyerine gittiğinde alkollü olduğunu kabul ve beyan ettiğini, davacının 68 EH 546 plaka sayılı araçla şirket ortaklarından Reha Saatçioğlu’ nun 68 EF 303 plaka sayılı araçlarına kasten hasar verdiğini, bu olaylardan sonra işverenin İş Kanununun 25. maddesine göre 17.01.2006 tarihinde iş akdini bildirimsiz olarak haklı nedenlerle feshettiğini, bu nedenle tazminat hakkının bulunmadığını savunarak kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece “davalı tarafından, iş akdinin davacının, işyerine alkollü gelmesi, işyerini izinsiz terk etmesi, bilgi vermeden ve izin almadan işe gelmemesi, şirkete ait araca ve şirket ortağına ait araca hasar vermesi nedenlerinden dolayı 4857 Sayılı İş Kanunun 25. maddesine göre tek taraflı olarak bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği anlaşılmış ise de; davacı işçinin işyeri dışında alkol alıp işyerine gelerek iş görme borcunu olumsuz etkileyecek kadar sarhoş olduğunun alkol tespit raporuyla belgelendirilmemesi, 15.01.2006 tarihinde davacı hakkında şirkete ait araca ve şirket ortağına ait araca hasar verilmesi nedeniyle şikayette bulunulması, davacıya isnat edilen bu suçlardan dolayı davacının 15.01.2006 tarihinde Emniyet Müdürlüğünde ifade vermesi, 16.01.2006 tarihinde C.Savcılığına sevk edilmesi, davacı hakkında Mala Zarar Vermek suçundan Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada davacının atılı suçtan beraat etmesi, tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/90 esas sayılı dosyasındaki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde davacının iş akdine davalı işveren tarafından davacının işyerine alkollü gelmesinden dolayı 15.01.2006 tarihi itibariyle son verildiğinin anlaşılması, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 20/2. fıkrasına göre feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğünün işverene ait olması, işçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlü bulunması, tüm bunlara rağmen davalı işveren tarafından feshin haklı nedene dayandığı hususunun ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak  kazanacağı tespit edilmiştir.” gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararı taraflar temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,

Davalının temyizine gelince;

Davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilip feshedilmediği, buna bağlı olarak da, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı uyuşmazlık konusudur.

Tanık anlatımlarına ve Cumhuriyet Savcılığında alınan kendi beyanına göre davacının işyerine alkollü geldiği sabittir. 4857 Sayılı yasanın 25/11 – d ve 84/1 maddeleri gereğince uyarıya rağmen işyerine sarhoş olarak gelmek işverene haklı fesih imkanı tanır.

İşveren davacının işyerine iradi biçimde sarhoş gelmesi üzerine yasal fesih hakkını kullanmış olup, haklı fesih karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar vermek gerekirken hatalı gerekçe ile kabulüne hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu