Medeni Usul Hukuku

Davanın Tarafları

Davanın Tarafları;

Davada “davacı” ve “davalı” olmak üzere iki taraf yer almaktadır. Davacı, mahkeme önünde davayı açan kişiye denir. Davalı ise hakkına dava açılan kişidir.

TARAFLARIN EHLİYETİ

Taraf ehliyeti

Taraf ehliyeti, kısacası davada taraf olabilme ehliyetidir. Hak ehliyetinin usul hukukundaki karşılığıdır. Taraf ehliyeti dava şartıdır. Dolayısıyla mahkeme her zaman bu eksikliği kendiliğinden gözeteceği gibi, tarafları da bu eksikliği ileri sürebilir.

a) Gerçek kişiler, sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Ölüm ile kişilik son bulduğu için taraf ehliyeti de sona erer. Ölmüş kişiye ve adına dava açılamaz. Dava açıldığı takdirde mahkeme, taraf ehliyeti yokluğundan dolayı davayı usulden reddetmesi gerekir.

Davalının, davadan önce öldüğünün saptanması halinde ıslah yolu ile ölü kişinin mirasçılarına davayı yöneltmek mümkün değildir. Ancak dava açıldıktan sonra taraflardan birisi ölürse davaya devam edip edilmeyeceği, davanın yalnızca öleni ilgilendirip bir dava olup olmamasına göre değerlendirilir:

  • Yalnızca öleni ilgilendiren davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Bu davalar, ölenin kişiliğine sıkı sıkıya bağlı olan ve mal varlığına konu olmayan davalardır. Tek istisnası boşanma davalarında, dava devam ederken eşlerden birisinin ölümü halinde, mirasçıların diğer eşin kusurunu ispatlaması.
  • Yalnızca öleni ilgilendirmeyip mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz, ölenin yasal mirasçıları, davaya zorunlu dava arkadaşı olarak devam edebilir.

b) Kişi veya mal toplulukları, tüzel kişilik kazandıktan sonra hak ehliyetine ve böylece taraf ehliyetine sahip olurlar. Başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar.

c) Tüzel kişiliği olmayan toplulukların taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Tüzel kişiliği olmayan toplulukların başında adi ortaklık ve miras ortaklığı gelmektedir.

Dava ehliyeti

Dava ehliyeti kısacası, bir davayı yürütebilme ve usul işlemler yapabilme ehliyetidir. Medeni hukuktaki fiil ehliyetinin karşılığıdır.

a) Gerçek kişiler bakımından dava ehliyeti, fiil ehliyetine göre belirlenir.

  • Ayırt etme gücü olan ve kısıtlı olmayan her ergin kişi tam dava ehliyetine sahiptir
  • Ayırt etme gücüne sahip, küçük ya da kısıtlıların dava ehliyetleri sınırlıdır. Kural olarak bu kişilerin dava ehliyeti yoktur. Ancak bu kuralın 3 istisnası vardır: Ayırt etme gücüne sahip küçükler ya da kısıtlılar,
    • Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardan doğan uyuşmazlıklarda,
    • Meslek veya sanatın gerektirdiği işlerden doğan uyuşmazlıklarda,
    • Tasarruf hakkı kendilerine bırakılan alacak ve mallardan doğan uyuşmazlıklarda dava ehliyetine sahiptir.
  • Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler tam ehliyetsiz sayılır ve bu kişilerin dava ehliyeti yoktur.

Dava Ehliyeti Olmayanların Temsili

Dava ehliyetine sahip olmayan gerçek kişiler davada yasal temsilcileri tarafından temsil edilir. Dava ehliyeti olmayan kişilerin adına yalnızca yasal temsilcileri tarafından dava açabilir. Tam ehliyetsiz kişilere dava açıldığı takdirde davada onları yasal temsilcileri temsil eder. Yasal temsilciler; veli, vasi ve kayyımdır. Vasinin, vesayet altındaki kişi adına dava açabilmesi için sulh hukuk mahkemesinden husumet izni alma şartı aranmaktadır.

Kendisine Yasal Danışman Atanan Kişilerin Davada Temsili

Kısıtlanması için yeterli neden bulunmamaklar birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye kanunda sayılan işlerde görüsü alınmak üzere yasal danışman atanır. Kendisine yasal danışman atanmış olan kişinin mal varlığı hakları bakımından fiil ehliyeti kısıtlıdır. Dolayısıyla kendisine yasal danışman atanmış kişiler, kişi varlığı haklarına ilişkin davaları yasal danışmanından izin almadan açabilir ve takip edebilir. Tüzel kişilerin fiil ehliyetinin varlığından dolayı dava ehliyeti de vardır.

Davaya Vekâlet Ehliyeti

Bir kimsenin bir davayı yürütebilmesi için davaya vekâlet ehliyetine sahip olması gerekir. Dava vekâlet ehliyeti genel bir dava şartıdır. Dolayısıyla mahkeme kendiliğinden araştırma yapabilir ve taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Hem yasal temsil hem de iradi temsil olarak karşımıza çıkabilir. Türk hukukunda kural olarak vekille davayı takip zorunluluğu yoktur. Bu kuralın iki istisnası mevcuttur.

  • Davasını kendisi takip eden kimse, duruşmada uygun olmayan davranışlarda bulunursa, hâkim tarafından uyarılır ve gerekli görülürse kendisini vekil ile temsil ettirmesine karar verir ve duruşma salonunda çıkartılması sağlanır.
  • Hâkim, taraflardan birisinin davasını bizzat takip edecek nitelikte olmadığını görürse, davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar verir.

Vekâletname

Vekâletname, bir kimseye verilen temsil yetkisini ve bunun kapsamını gösteren belgedir. Bir kimsenin, başka bir kimse adına davayı takip etmesi amacıyla verilen vekâletnameye dava vekâletnamesi denir. Genel ve özel dava vekâletnamesi olmak üzere ikiye ayrılır. Genel dava vekâletnamesi, müvekkilin açmış olduğu ve açacağı veya ona karşı açılmış ve açılacak bütün davaları takip etmek için verilen vekâletnamedir. Özel vekâletname, belirli bir davanın takibi için verilen vekâletnamedir.

Noterler vekâletname düzenleme yetkisine sahiptir. Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava ya da takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır. Kural olarak vekile vekâletname ibraz etmesi için kesin süre verilmez, ancak gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına izin verebilir.

Vekaletname

Davaya Vekâletin Kapsamı

Davaya vekâletin kapsamı bakımında, özel yetki verilmesi aranan ve aranmayan işlemler olarak ikiye ayrılmaktadır:

  1. Özel Yetki aranmayan işlemler: Vekil, hükmün kesinleşmesine kadar davanın takibi için gereken tüm işlemleri yapmaya yetkilidir. (dava açmak, davayı geri almak, kanıt sunmak, tanık dinlenmesi isteminde bulunmak, davaya müdahale etmek, davayı kısmen ıslah etmek, karşı dava açmak…)
  2. Özel yetki verilmesi gerektiren işlemler HMK 74. Maddesinde sayılmıştır:
    • Hâkimi reddetmek
    • Davanın tamamını ıslah etmek
    • Yemin teklif etmek
    • Yemini kabulü, iade veya reddetmek
    • Başkasını tevkil etmek
    • Haczi kaldırmak
    • Müvekkilin iflasını istemek
    • Tahkim ve hakem sözleşmesi yapmak
    • Konkordato teklifinde bulunmak
    • Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılma teklifinde bulunmak ve buna muvafakat vermek
    • Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmak
    • Davadan feragat etmek
    • Davayı kabul etmek
    • Sulh olmak
    • Karşı tarafı ibra etmek
    • Yasa yollarından feragat etmek
    • Yargılamanın yenilenmesi yoluna gitmek
    • Hâkimlerin filleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası açmak

Bazı işlemler vekil için mutlak olarak yasaklanmıştır.

  • Vekil, müvekkil adına yemin edemez
  • Vekil, vekâlet veren yerine isticvap edilemez

Vekâletin Son Bulması

Vekâletin son bulması farklı nedenlerden dolayı kaşımıza çıkabilir:

  • Vekilin işten çıkarılması ya da yasaklanması
  • Ölüm, iflas veya fiil ehliyetini yitirme
  • Vekilin çekilmesi

Vekilin çekilmesi durumunda vekâlet görevi hemen sona ermez. Vekil ile müvekkil arasındaki iç ilişkide vekâlet görevi, çekilmenin müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.

  • Vekilin Azli

Vekâlet verenin, vekilin vekâlet görevine bütünüyle son vermesine vekilin azli denir. Müvekkil, azil iradesini açıkladıktan sonra bu irade vekile ulaştığı anda, davaya vekâlet yetkisi son bulur. Vekilin azledilmesi için haklı bir nedenin varlığı gereklidir.

  • Sürenin dolması

Vekaletin Son Bulması

Sıfat (Husumet)

Sıfat, dava konusu hak ile taraflar arasındaki ilişkiyi ifade eder.

  • Aktif Dava Sıfatı: Bir hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Tek istisnası, cumhuriyet savcısı kamu yararın bulunduğu durumlarda taraf olarak yer alır ve hukuk davası açabilir.
  • Pasif Dava Sıfatı: Pasif dava sıfatı, dava konusu edilen hakka uymak zorunda olan kişiye aittir.

Husumet İtirazı

Taraf sıfatının yokluğun ileri sürülmesi itiraz niteliğindedir; taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da re ’sen gözetilmelidir.

Hasımda Yanılma

Davada davalının yanlış gösterilmesi, medeni usul hukukunda hasımda yanılma olarak ifade edilir. Davada taraf olarak gösterilen kişilerin davada gerçek taraf sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemez. Dava husumet yokluğu nedeniyle esastan reddedilir.

Taraf Değişikliği

Davada taraf olan kimsenin yerine başkasının geçmesine taraf değişikliği, mevcut tarafın yanına yeni kişilerin taraf olarak yer almasına ise taraf katılımı denir. Taraf değişikliği kanuni ve iradi değişikliği olmak üzere ikiye ayrılır. Kural olarak bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Zımni rıza yeterli değildir. Bu kuralın istisnaları şu şekildedir:

  • Maddi yanılgı
  • Dürüstlük kuralına aykırılık olmaması
  • Hasımdaki yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması

Dava Takip Yetkisi

Bu yetki, tasarruf ehliyetinin medeni usul hukukundaki görünümüdür. Kısacası davayı taraf olarak yürütebilme, istem sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisini ifade eder. Dava takip yetkisi dava şartı niteliğinde olduğundan dolayı mahkeme bunu kendiliğinden göz önüne alır.

Tarafların Temsili

Tarafların temsili yasal temsil ve iradi temsil olarak ikiye ayrılır. Yasal temsil, dava ehliyeti olmayan kişilerin kanundan doğan zorunluluk nedeniyle davada temsilidir. İradi temsil ise, tarafların veya yasal temsilcilerinin iradelerine dayanan temsildir.

Tüm dava, dosya ve sorularınız için bizimle İletişime Geçiniz!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu