Aile (Boşanma) Hukuku

Boşanma Davası Sırasında Tedbiren (Geçici) Velayet

Velayet, küçüklerin bakımını, korunmasını ve yetiştirilmesini sağlamak için ana-babanın, çocukların kişiliklerinin ve mallarının korunmasıyla, onların temsili konusunda sahip oldukları hak, yetki ve ödevlerdir. Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. TMK 169’a göre, boşanma davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bunun yanında TMK 346. Maddesi ile aynı doğrultuda bir düzenleme daha getirmiştir: “Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hakim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.” Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere velayet önemi itibariyle kamu düzenindendir ve mahkemece re ’sen (kendiliğinden) dikkate alınır.

Boşanma Davası Sırasında Çocuğun Bir Tarafın Himayesine Bırakılması

Uygulamada bu duruma geçici velayet denmektedir. Eşler dilerse bu konuda anlaşma yaparak taraflardan birine velayeti bırakabilirler. Ancak taraflar arasında anlaşma olmazsa söz konusu uyuşmazlık mahkeme tarafından çözülecektir. Hakim gerekli görürse dava sürecinde taraflardan birine velayeti verebileceği gibi her iki tarafa da vermeyerek çocuğa vasi atama yoluna gidebilir. Bu durum tamamen hakimin takdir yetkisindedir. Geçici velayet, dava süreci boyunca müşterek çocuğun bakımına ve korunmasına ilişkin geçici koruma tedbiri niteliğindedir.

Çocuklara ilişkin Geçici Himaye Tedbiri (Tedbiren Velayet, Geçici Velayet) Ne Zaman Gündeme Gelir?

Eşler, evli oldukları süre boyunca kural olarak birlikte yaşama yükümlülüğü altındadırlar. Boşanma davasının açılmasıyla birlikte taraflara ayrı yaşama hakkı tanınmaktadır. Bu hakkın kazanılmasıyla birlikte, müşterek çocuğun hangi ebeveyn ile birlikte yaşayacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu uyuşmazlıkta hakim, tarafların taleplerini değerlendirerek veya talep olmasa bile çocuğun menfaatini de gözeterek bir karar vermektedir.

Boşanma Davası Sürecinde Müşterek Çocuğun Yanında Kalmasını İsteyen Eş Ne Yapmalıdır?

Boşanma davası sürecinde geçici (tedbiren) velayeti isteyen taraf, dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde müşterek çocuğun yanında kalmasını talep etmelidir. Ancak dilekçede böyle bir talepte bulunulmasa da davanın her aşamasında taraflar yazılı veya sözlü olarak talepte bulunulabilirler.

Çocuğun Yanında Kalmasını İsteyen

Boşanma Davası Sırasında Müşterek Çocuklar Hangi Eşin Yanında Kalacaktır?

Velayetin kaldırılmasını gerektiren bir sebep olmadığı sürece boşanma davası sırasında velayet her iki eş açısından da devam eder. Taraflardan her biri velayeti yazılı olarak veya sözlü olarak davanın her aşamasında talep edebilirler. Bunun yanında Türk Medeni Kanunu 169. maddesi uyarınca, çocuğun bakım ve korunmasına ilişkin önlem, gerekli görüldüğünde hakim tarafından kendiliğinden de alınabilir. Ancak çocuğun kişisel, ekonomik ve psikolojik bakımının yetersiz olduğunun anlaşılması halinde çocuğun velayeti mahkeme tarafından kaldırılarak vasi atanır. Burada belirleyici olacak olan kriter çocuğun yüksek menfaatidir. Hakim, çocuğun yüksek menfaatini gözeterek velayeti eşlerden birine bırakacak veya vasi tayinini yoluna başvuracaktır.

Boşanma Davasında Hâkim Müşterek Çocukların Hangi Eşin Yanında Kalacağını Nasıl Belirler?

Eşler çocuğun velayetinin kime verileceğine dair anlaşma yapabilirler. Ancak velayet konusunda çoğunlukla eşler anlaşmaya varamazlar. Böyle bir durumda hakim çocuğun üstün yararı gözeterek bir karara varmalıdır. Çocuğun üstün menfaatinin belirlenmesindeki kriterler genel olarak; sağlık, eğitim, ahlak ve güvenlik olmak üzere genel başlıklarda toplanabilir. Çocuğun üstün yararının belirlenmesindeki kriterlere bazı örnekler ise şunlardır; Çocukların yaşı, boşanmaya sebebiyet veren taraflar ve kusurları, çocuklara sağlanacak barınma ve korunma koşulları, kardeşlerin birbirinden ayrılmaması, çocuğun çevresi ve deneyimleri, ebeveynlerin varlığı veya yokluğu gibi pek çok unsura dayanmaktadır. Bu konuya ilişkin birçok Yargıtay kararı mevcuttur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/2-2486 Karar: 2018/1148 Karar Tarihi: 30.05.2018

“Velayet kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Buna göre velayete ilişkin değerlendirme yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke çocuğun “üstün yararı”dır. TMK’nın “Velayetin Kapsamı” başlıklı 339. maddesinin birinci fıkrasındaki; “Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar…” şeklindeki yasal düzenleme ile, aynı Kanunun “Çocuğun fiil ehliyeti” başlıklı 343. maddenin birinci fıkrasındaki; “Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir…” yönündeki hüküm ile “Koruma Önlemleri” başlıklı 346. maddesindeki “Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.” şeklindeki hüküm de üstün yarara ilişkin temel noktaları içermektedir.

Boşanma Davası Sırasında Müşterek Çocuk Maddi Durumu İyi Olan Kişi Yanında Mı Kalacaktır?

Hayır. Tarafların yalnızca maddi durumuna değil, çocuğun yüksek menfaatine bakılmaktadır. Burada da bir önceki başlıkta bahsettiğimiz gibi birden çok kriter rol oynamaktadır. Önemli olan çocuğun psikolojik ve fiziksel olarak yaşam şartlarının yeterli düzeyde karşılanabilmesidir. Ancak asgari düzeyde yaşam şartlarının karşılanabilmesi sürekli nitelikte olmalıdır. Velayet taraflardan birine verildikten sonra bir değişiklik olup, çocuğun menfaatleri tehlikeye düşerse hakim müdahale edebilecektir. Bu durum yasa ile de güvence altına alınmıştır: “Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.”

Kız Çocukları Babaya, Erkek Çocuklar Anneye Mi Verilecektir?

Hayır. Hukukumuz bu konuda böyle bir düzenleme getirmemiş, söz konusu uyuşmazlık tamamen olayın şartlarına göre çözümlenmektedir. Yine burada da hakim, somut olayın özelliklerini, çocuğun üstün menfaatini gözeterek karar vermelidir. Yargıtay kararlarına baktığımızda erkek çocuğun anneye veya kız çocuğun velayetinin babaya verildiği sıklıkla görülmektedir. Bu konuya ilişkin örnek Yargıtay kararına aşağıda yer verdik.

Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/2410 Karar: 2021/346 Karar Tarihi: 25.03.2021

“…çocuğun üstün yararının temel düşünce olması gerektiği, bu temel düşünce karşısında eldeki davanın anlaşmalı boşanma kararından dört gün sonra açılmasının bir öneminin bulunmadığı, yerel mahkemece verilen tedbir kararı ile anne sevgisine tam anlamıyla muhtaç olan küçüğün bakımının babaanne yerine annesi tarafından yerine getirilmesi gerektiği gözetilerek o tarihte henüz yedi aylık olan bebeğin annesine verildiği ve o tarihten itibaren küçük çocuğun anne ile birlikte yaşadığı, babanın velayet hakkına sahip olduğu üç aylık süre boyunca velayet görevinin yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği, annenin ekonomik ve sosyal statüsüne bakıldığında Azerbaycan uyruklu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, Türkiye Orta Doğu Amme İdaresinde yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamladığı, akademik unvan kapsamında yönetim bilimleri doktoru olduğu, aynı zamanda Polis Akademisi Uluslararası Güvenlik Ana Bilim Dalında ikinci bir yüksek lisans yaptığı, Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığında uzman kadrosunda çalıştığı, Ankara’da yaşamını devam ettirdiği, küçüğün fiziksel, ruhsal ve ahlaki gelişimi için ihtiyaçlarını karşılayabileceği konusunda bir tereddüt bulunmadığı, bir anne olmanın sorumluluklarını yerine getirdiği anlaşılmaktadır.

Boşanma Davası Sırasında Çocuğun Geçici Velayeti Bana verildi. Ancak Diğer Eş Çocuğu Teslim Etmiyor. Ne yapmalıyım?

Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin hükümler İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmekteydi. Ancak 2021 yılında yapılan değişiklik ile Çocuk Koruma Kanunu’nun 41. Maddesinde düzenlenmiştir.  Bu maddeye göre çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmezse hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilecektir. Talebi alan müdürlük, yükümlüyle irtibata geçmektedir. Müdürlüğün belirlediği yere getirilen çocuk hak sahibine teslim edilir. Yükümlü, emrin gereğini yerine getirmezse, çocuk nerede bulunursa bulunsun müdürlük tarafından alınarak hak sahibine teslim edilmektedir.

Erkek Çocuk Anneyemi Babayamı

Mahkemece Pedagog Raporlarına Aykırı Şekilde Karar Verilebilir Mi?

HMK md. 293’e göre uzman görüşü takdiri delil niteliğindedir. Bu bakımdan mahkeme pedagog raporlarını serbestçe değerlendirip, rapora aykırı karar verebileceği gibi raporu uygun bularak ve raporu esas alarak da karar verebilir. Örneğin Yargıtay; “Mahkemece, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan üçlü bilirkişi heyetinden sosyal inceleme raporu alınmış, ancak düzenlenen raporda çocuğun mutat meskene iade koşullarının oluşup oluşmadığı incelenmemiş, velayet düzenlemesi açısından değerlendirme yapılmıştır. Mahkemece alınan sosyal inceleme raporu bu nedenle yetersizdir. Mahkemece iade halinde çocuğun fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalıp kalmayacağı ya da başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşeceği yolunda ciddi bir riskin bulunup bulunmadığı konusunda sosyal çalışmacı, psikolog veya pedagog gibi uzmanlardan oluşan heyetten rapor alınarak sonucu uyarınca çocuğun iadesi hususunun değerlendirilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” kararında pedagog raporunu yetersiz bulmuştur.

Yargıtay 11 HD., 2015/2448E., 2015/9719 K., 01.10.2015 T.;

“…Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 293. maddesinde, tarafların, dava konusu olayla ilgili olarak Uzmanından Bilimsel Mütalaa alabilecekleri düzenlenmiş olup, Hakim’in bu delili serbestçe değerlendirebileceği kuşkusuzdur…

Boşanma davalarında sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için vekil ile temsil büyük önem arz etmektedir. Boşanma, velayet ve aile hukuku kaynaklı her türlü sorununuzda Ekin Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

 

Av. Ahmet EKİN & Stj Av. Zehra ATASEVER

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu