İnfaz Hukuku

Türk Ceza Hukukunda Denetimli Serbestlik Uygulaması

Cezanın temel amacı, suç işleyen kişileri adalet sistemi tarafından cezalandırarak, toplumda huzur ve düzeni sağlamaktır. Suç işlemek, toplumsal normlara ve yasalara aykırı davranışlar sergilemek olup bu tür davranışların cezalandırılması, toplumun adalet duygusunu tatmin etmeye yardımcı olur.

Bunun yanı sıra, cezanın bir diğer önemli amacı da caydırıcılıktır. Ceza, suç işlemeye yönelik potansiyel bir tehdit olarak algılanarak, insanların suç işlemelerini önleyici bir faktör olabilir. Eğer suçluların karşılaşacakları cezalar caydırıcı nitelikte ise, suç işleme eğiliminde olan bireyler suç işlemekten vazgeçebilirler. Dolayısıyla cezaların ağırlığı, suçun ciddiyetine göre belirlenir ve cezanın caydırıcılığı, suç işleme eğilimi olan kişilerin suç işlemekten vazgeçmelerine neden olabilir.

Ancak cezanın uygulanması sürecinde, hükümlünün de bir insan olduğu ve bazı haklara sahip olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Cezaların amacı suçluyu toplumdan tamamen soyutlamak veya insanlık dışı muamelede bulunmak değildir.

Bunun yerine, ceza sistemi, suç işleyen bireyin rehabilite edilmesini, topluma uyum sağlamasını ve suç işlemeye yönelik davranışlarını değiştirmesini hedeflemelidir. Rehabilitasyon, suçlunun suç işlemesine neden olan faktörleri anlama, sorumluluk almayı öğrenme ve olumsuz davranışlarını değiştirme sürecidir. Ceza sistemi, hükümlüye mesleki eğitim, eğitim fırsatları, psikolojik destek ve diğer sosyal hizmetler gibi kaynakları sağlayarak, suçlunun suç işleme eğilimini azaltmaya ve sosyal entegrasyonunu kolaylaştırmaya çalışır.

Çağdaş ceza infaz sisteminin temel amacı, suç işleyen kişilerin topluma kazandırılmalarını teşvik etmek, yeniden suç işlemelerini engelleyici etkenleri güçlendirmek, üretken, kanunlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumlarını kolaylaştırmak, böylece özel ve genel önlemeyi sağlayarak toplumu suça karşı korumaktır.

Bu amaçla, insancıl ceza siyasetinin önemli bir parçası olan denetimli serbestlik uygulaması öngörülmüştür. Cezanın, bireyi toplumdan tamamen soyutlamasının önüne geçmek için öngörülen yöntemlerden biri, insancıl ceza politikasının ayrılmaz bir parçası olan denetimli serbestlik olarak bilinir.[1]

Denetimli serbestlik, belirli şartları yerine getiren hükümlünün topluma uyumunu kolaylaştırmayı amaçlayan bir ceza adalet sistemi olarak tanımlanabilir. Bu uygulama, bireyin özgürlüğünü kısıtlamak yerine, kişinin bireysel durumuna göre denetim altında tutulmasını sağlar ve suçun mağdurlarında yarattığı etkileri en aza indirmeyi hedefler.

Denetimli serbestlikten yararlanan hükümlü, cezasının tamamını veya bir kısmını ceza infaz kurumları dışında geçirir ve belirlenen denetim kurallarına uyar. Bu sayede, hükümlü sosyal çevresinden kopmadan rehabilite edilebilir ve suçtan dönme sürecine destek olunabilir.

İçindekiler

Denetimli Serbestlik Uygulaması

Kavram

Denetimli serbestlik, modern ceza adalet sisteminin önemli bir bileşenidir. Ceza infaz kurumlarının yanı sıra, suç işleyen bireylerin ceza süreçleri içinde topluma kazandırılmaları, suç işleme olasılıklarının azaltılması ve topluma uyum sağlama amaçlarıyla kullanılan bir yaklaşımdır. Denetimli serbestlik kavramı, geleneksel ceza infaz sistemine alternatif olarak suçlu bireyleri topluma yeniden entegre etme fikrine dayanır.

Denetimli serbestlik kavramı, ilk olarak 19. yüzyılın sonlarında İngiltere’de ortaya çıkmıştır ve daha sonra diğer ülkelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Bu tarihlerde Türk Ceza Hukukunda, tam anlamıyla denetimli serbestlik olarak adlandırılabilecek bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun gibi düzenlemelerde benzer özelliklere sahip hükümlere yer verilmiştir.[2] Daha sonraki yasal düzenlemelerle denetimli serbestlik uygulaması geliştirilmiş ve günümüzdeki şeklini almıştır.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununa göre, hükümlülerin cezalarının infazı sırasında uygun görülen hallerde denetimli serbestlik uygulamasından yararlandırılmaları mümkündür. Denetimli serbestlik uygulaması, hükümlülerin cezalarının infazı sırasında topluma uyum sağlamalarına yardımcı olmak ve suç işleme potansiyellerini azaltmak amacıyla uygulanan bir kurumdur. Denetimli serbestlik uygulaması, suç işleyen kişinin suçuyla değil, kişiliğiyle ilgilenerek cezaların bireyselleştirilmesine önemli katkı sağlayan bir kurumdur.

Tanım

Denetimli serbestlik, ceza adalet sistemi içinde suçlu bireyin belirlenen bir süre boyunca toplumda gözetim, denetim ve takip altında tutulması anlamına gelir. Bu ceza infaz sistemi, suçlunun belirlenen toplumsal ve hukuksal sorumluluklarını yerine getirmesini içeren ve suçlu bireyi en hızlı şekilde toplum yaşamına yeniden entegre etmeyi amaçlayan, suç mağdurlarının da sürece dahil edilebilme imkanına sahip olduğu bir ceza adalet kurumu olarak nitelendirilebilir.

Denetimli Serbestlik kavramı, 2013 tarihli Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 4. maddesinde “Şüpheli, sanık veya hükümlünün toplum içinde denetim ve takibinin yapıldığı, iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması için ihtiyaç duyulan her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı alternatif bir ceza ve infaz sistemi” olarak tanımlanmıştır.

Denetimli Serbestlik Uygulamasının Hukuki Niteliği ve Amacı

Suç işlemiş bir bireye hangi yaptırımların uygulanması gerektiği konusu sürekli olarak tartışılmıştır. Asıl hedef, kişiye acı çektirmek mi, yoksa yaptığı hatayı fark etmesini sağlayarak kişiliğini düzeltmek midir? Bu sorulara verilecek cevaplar, yaptırımın türünü ve şeklini belirleyecektir. Ceza, toplumun saldırılara karşı korunmasında önemli bir araç olarak kullanılır ve genel ve özel önleme işleviyle suçun önüne geçmek ve suçlu bireyi rehabilite ederek yeniden topluma kazandırmak için bir özellik taşıması gerekmektedir.

Ceza infaz sistemi, temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olduğu için, olabildiğince alt sınırda temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasını amaçlamaktadır. Suçlu bulunan kişilerin etkili ve adil bir şekilde cezalandırılması, hapis cezasıyla serbest bırakma arasında çeşitli ceza türlerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını gerektirir. İşte bu nedenle denetimli serbestlik kurumu ortaya çıkmıştır. Denetimli serbestlik, şüpheli, sanık ve hükümlüye belirli bir süre ve koşullar altında topluma yeniden entegre olmalarını sağlamak için gerekli hizmetlerin ve programların sunulduğu toplum temelli bir sistemdir.

Denetimli serbestlik genel olarak, bireyin topluma yeniden kazandırılma amacını taşır ve bireyin kendisine verilen yükümlülük ve programlara uygun davranarak cezasını dört duvar arasında değil, toplumla bağlantısını koparmadan denetim altında dışarıda geçirmesidir. Nitekim cezaevinde bireyin kendini geliştirip toplumun bir parçası haline dönüşmesi mümkün görünmemektedir. Bireyin tekrar topluma entegre olabilmesi için çaba sarf etmesi, umut ışığı görmesine bağlıdır. Bu da cezaların ve infaz sürecinin kişiselleştirilmesiyle mümkün olacaktır.

Türk hukuk sisteminde, denetimli serbestlik kurumu, bağımsız bir kurum olarak değil, hapis cezalarının veya belirli güvenlik tedbirlerinin infaz sürecinde tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir.

Denetimli serbestlik, ceza adaletinin hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan bir ceza infaz sisteminin önemli bir unsuru olarak kabul edilir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesi, denetimli serbestliği bir ceza infaz prosedürü olarak tanımlar ve düzenler. Bu düzenleme, cezalandırma sürecinde denetimli serbestliğin yerini ve işleyişini belirlemektedir.

Denetimli serbestliğin ceza adalet sisteminde önemli bir rol oynamasının temel sebebi, cezalandırma sürecinin kişiselleştirilmesine önemli katkıda bulunmasıdır. Modern ceza hukukunun temel amaçlarından biri, suç işleyen kişilerin sosyalleştirilerek yeniden topluma kazandırılmasıdır. Bu nedenle, hükümlülerin işledikleri suçlardan dolayı rehabilite edilmesi gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için cezaların kişiselleştirilmesi ve infaz sürecinin de kişiye özgü hale getirilmesi gerekmektedir.

Denetimli serbestlik sisteminin öncelikli hedefi, suç işlemekten uzak, yasalara saygılı bir birey olarak suçlunun yeniden topluma entegre olmasını sağlamak ve kendi içerisinde öz saygısı gelişmiş bir şekilde yaşamını sürdürebilmesine yardımcı olmaktır.

Denetimli Serbestlik Uygulamasının Hukuki Niteliği ve Amacı

Denetimli Serbestliğe Hakim Olan İlkeler

Denetimli serbestlik uygulamaları, denetimli serbestlik faaliyetlerinin temelini oluşturan etik ilkeleri içerir. Denetimli serbestlik faaliyetleri sırasında oluşturulan etik değerler, faaliyetlerin amaç ve özellikleriyle uyumlu olmalıdır. Ayrıca, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilen hukuki prensipler göz önünde bulundurulmalıdır.

Ceza adaleti sistemi ve denetimli serbestlik uygulaması, büyük bir önemle uluslararası kuruluşların insan haklarına yönelik sözleşmeleri ve belgeleri ile ülkemizin anayasasında güvence altına alınan temel hak ve özgürlük ilkelerine vurgu yapmaktadır. Bu kapsamda, ceza infaz kurumlarında tutulan hükümlülerin insan haklarına saygı gösterilmesi, işkence, kötü muamele ve insanlık dışı muameleden korunmaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra, denetimli serbestlik tedbirleri uygulanırken de hükümlülerin temel haklarına saygı gösterilmesi ve bu hakların korunması esastır.

İnsan Onuruna Saygı ve Dürüstlük İlkesi

Denetimli serbestlik uygulaması, insan haklarına saygı ve dürüstlük ilkesi doğrultusunda yapılmalıdır. Bu ilke, hem karar veren makamlar hem de uygulama sürecinde görev alanlar için geçerlidir. Bu kapsamda, denetimli serbestlik kararlarında kişilerin onurunu zedeleyici ve toplumda aşağılayıcı nitelikte yükümlülüklerin verilmemesi gerekmektedir. Kişinin maddi ve manevi varlığının korunması, özgürlüğünün ve güvenliğinin sağlanması, denetimli serbestlik sistemlerinin temel prensiplerini oluşturur. Bu sebeple, cezalar ve güvenlik tedbirleri, temel hak ve özgürlükleri sınırlamadan ve insan onurunu koruyarak hukuka uygun bir biçimde uygulanmalıdır.

Gizlilik İlkesi

5402 sayılı Kanunu’nun 4. maddesinin b) bendi uyarınca, “Bu Kanunun uygulanmasında görev alanlar; suçtan zarar gören, şüpheli veya sanık, hükümlü ya da bunların ailesi hakkında öğrenmiş olduğu bilgilerin gizliliğini korumak zorundadır. Bu bilgiler kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez.”

Görüleceği üzere, denetimli serbestlik hizmetleri içinde yer alan görevliler; şüpheli, sanık veya hükümlüye ilişkin elde etmiş olduğu bilgilerin gizliliğini muhafaza etmekle sorumludur. Bu bilgiler kanunun mecbur tuttuğu koşullar haricinde hiçbir teşebbüs ya da bireye verilemez.

Denetimli serbestlik uygulamasında gizlilik sağlanmadığı takdirde, suçlu bireyler etiketlenebilir ve denetimli serbestliğin temel hedeflerinden biri olan suç işleyen kişinin topluma tekrar uyum sağlamasını kolaylaştırmak amacı engellenebilir. Bu durum, uygulamayı etkileyerek kurumu olumsuz etkileyebilir.[8]

Tarafsızlık İlkesi

Denetimli serbestlik hizmetlerinin yürütülmesinde görevli olan kişiler, ilgili görevleriyle bağlantılı belgeleri inceleme yetkisine sahiptir. Bununla birlikte, bu belgelerden elde ettikleri bilgilere ilişkin olarak soruşturmanın gizlilik prensibine riayet etmeli, tarafsızlık ilkesini gölgeleyecek davranışlardan ve ilişkilerden kaçınmalı ve davanın taraflarına eşit mesafede durmayı hedeflemelidir.

Bu tedbirin etkin ve adil bir şekilde uygulanabilmesi için tarafsızlık ilkesinin göz ardı edilemez bir önemi vardır. Karar mercilerin, uygulama sürecinde görev alanların ve ilgili diğer tarafların her türlü kişisel, siyasi, ideolojik veya maddi çıkarlarından bağımsız olarak objektif ve tarafsız bir şekilde hareket etmeleri gerekmektedir. Bu eşitlik ilkesi Anayasamızın 10. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu sayede, denetimli serbestlik uygulaması hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygılı bir şekilde yerine getirilebilir.

Bu amaçla, herkes için geçerli olan ortak kuralların uygulanmasıyla bu hedef gerçekleştirilebilir. Hükümlüler arasında belirli standartların belirlenmesi ve herkesin önceden belirlenmiş standartlara uygun hareket etmesi gereklidir. Aksi halde, farklı uygulamaların çokluğu tarafsızlık ilkesini zedeleyebilir.

Çocuğun Üstün Yararı

Bilindiği üzere çocuklar yetişkinlerin küçültülmüş bir versiyonu olarak değil, kendi benzersiz özelliklerine sahip olan bir gelişim dönemi içinde bulunan bireyler olarak tanımlanmaktadır.[9] Bu nedenle, ceza yargılaması sürecinde çocukların yetişkinlerden farklı yargılanma usullerine tabi tutulması gerekmektedir. Denetimli serbestlik uygulamalarında da çocukların özel durumları ve yararları göz önünde bulundurularak onlara özgü uygulamalar yapılması önemlidir.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Çocuğun Üstün Yararı” başlığı altındaki 6. maddesi, yetişkinler ve çocuklar için ayrı işlemlerin gerçekleştirileceğini ve bu işlemler sırasında çocukların yüksek yararının en ön planda tutulacağını belirtmektedir.

Çocuğun üstün yararı ilkesi, çocuk ve yetişkinlerin gerekli işlem ve uygulamaları ayrı biçimlerde yapılmalıdır. Çocukların işlemlerin yapılacak uygulamalarda çocukların yararı üstün tutulmalı ve korunmalıdır.

Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Şartları

Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Genel Şartları

Denetimli serbestlik, diğer ceza infaz yöntemlerine yardımcı olan ve onları destekleyen uygulamalarla birlikte devam ederken, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’una eklenen 105/A maddesiyle artık kendisi başlı başına bir ceza infaz yöntemi olarak uygulanabiliyor.

Söz konusu maddede, denetimli serbestlik ceza infaz yönteminin uygulanmasında dört şart arandığı belirtilmiştir. Bunların yanı sıra, çocuk hükümlülere, çocuğu olan hükümlü kadınlara, ağır hastalığı olan hükümlülere ve adli para cezasını ödeyemeyen hükümlülere özel şartlar da yer almaktadır.

Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Genel Şartları

Hükümlünün Cezasının Açık Ceza İnfaz Kurumunda İnfaz Ediyor Olması

CGTİHK’ye eklenen 105/A maddesi, denetimli serbestlik uygulamasının ilk şartının, hükümlünün cezasının açık ceza infaz kurumunda infaz edilmesi olduğunu belirtmektedir. Ancak, hükümlü açık ceza infaz kurumunda kalmaya hak kazanmış olmasına rağmen kendisi dışındaki diğer şartlardan dolayı açık ceza infaz kurumuna geçemiyor ve kapalı ceza infaz kurumunda kalmaya devam ediyorsa, yine aynı uygulamadan faydalanabilmektedir.

Açık ceza infaz kurumları, sosyal hayata en yakın olan ceza infaz kurumlarıdır. Bu tür kurumlarda, hükümlüler disiplinli bir şekilde yaşayabilir, iş ve meslek edinme fırsatlarına sahip olabilir ve toplumla yeniden bütünleşme imkânı bulurlar. Hükümlüler, genellikle kendilerine verilen işlerde çalışır, mesleki eğitim alır ve programlara katılırlar. Ayrıca, açık ceza infaz kurumlarında hükümlüler belirli saatlerde dışarıya çıkabilir ve aileleriyle daha fazla vakit geçirebilirler.

Hükümlünün Koşullu Salıverilmesine Bir Yıl veya Daha Az Süre Kalması

Denetimli serbestlikten yararlanabilmek için ikinci bir şart olarak, hükümlünün koşullu salıverilme süresinin 1 yıldan daha az olması gerekmektedir. Denetimli serbestlik, ceza infaz sürecinde hükümlünün koşullu salıverilme aşamasından önce uygulanmaktadır.

Koşullu salıverme, bir mahkûmun hüküm süresinin tamamlanmasını beklemeden, belirli şartlar altında serbest bırakılmasıdır. Koşullu salıverme kararı, hükümlünün cezasının infazı sırasında gösterdiği tutum, davranış, cezaevindeki eğitim-öğretim faaliyetlerine katılım gibi faktörler dikkate alınarak mahkeme tarafından verilir. Hükümlünün koşullu salıverilmesi için ceza infaz kurumunda kaldığı sürenin belirli bir kısmını tamamlaması gerekmektedir. 

Hükümlünün İyi Halli Olması

Denetimli serbestlik uygulamasından yararlanmak için üçüncü bir şart olarak hükümlünün açık ceza infaz kurumunda iyi bir şekilde süresini tamamlaması gerekmektedir.

Bu şartın yerine getirilmesinde, koşullu salıverme usulü ile ilgili iyi halin tespiti için kullanılan usul aynı şekilde denetimli serbestlik ceza infaz usulünde de geçerlidir. Bu kararı verecek yetkili merci, Ceza İnfaz Kurumu tarafından oluşturulan bir idare ve gözlem kuruludur. Koşullu salıverilmede kişinin iyi halinin tespiti yapılmayıp, hükümlünün disiplin cezasının bulunmayışı hükümlünün iyi hali hakkında karine oluşturacaktır.

Hükümlünün Talepte Bulunması

Denetimli serbestlik infaz usulünden yararlanmak için dördüncü şart hükümlünün talepte bulunmasıdır. Hükümlü, bu talebini ceza infaz kurumu idaresine dilekçeyle bildirerek başvuruda bulunması gereklidir.

Ceza infaz kurumu idaresi başvuruyu şartlar açısından inceler ve uygunluğunu tespit eder. Sonrasında, süre şartlarının uygunluğunu ve hükümlünün iyi halini belirleyen ceza infaz kurumu idaresi, dosyayı denetimli serbestlik ceza infaz usulü kararını verecek olan infaz hakimine gönderir. Hükümlünün iyi halli olması ve değerlendirme raporuna göre suç işleme, mağdura veya topluma zarar verme riskinin bulunmaması halinde, infaz hakimi talebi kabul eder.

İnfaz hakimi, hükümlünün iyi halli olup olmadığına ve değerlendirme raporuna bakarak talebin reddine de karar verebilecektir.

Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Özel Şartları

Denetimli serbestlik, ceza infaz sürecinde cezaların kişiye özgü şekilde uygulanmasını hedefleyerek, her hükümlü için aynı şartların aranmasının uygun olmadığına inanmaktadır.

Bu nedenle, yasama organı, özel durumda olan bazı hükümlüler için denetimli serbestlik ceza infaz usulünden farklı yararlanma şartlarının belirlenmesine karar vermiştir. Bu şekilde, hükümlülerin özel koşullarına ve ihtiyaçlarına daha uygun bir şekilde yaklaşılması amaçlanmaktadır.

Küçük Çocuğu Bulunan Hükümlüler Hakkında Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Uygulanması

CGTİHK m. 105/A’nın üçüncü fıkrasının a) bendinde çocuğu bulunan kadın hükümlülerin denetimli serbestlik ceza infaz usulünden faydalanabilmelerine ilişkin olarak özel bir düzenleme getirilmiştir.

Bu hükme göre, çocuğu olan kadın hükümlülerin denetimli serbestlik ceza infaz usulünden faydalanabilmeleri için diğer şartları sağlamalarının yanı sıra, çocuklarının yaşı da dikkate alınmaktadır. Özellikle 0-6 yaş arasında çocuğu olan kadın hükümlüler için, koşullu salıverilme süresi iki yıl veya daha az olması durumunda denetimli serbestlikten yararlanabilmelerine olanak tanınmaktadır. Bu durumda, genel şartlarda belirtilen bir yıl veya daha az süre şartı, 0-6 yaş arasında çocuğu olan kadın hükümlüler için genişletilmiştir.

Bu özel şartın uygulanması için kadının 0-6 yaş arasında bir çocuğa sahip olması yeterli olup çocuğun babasının veya çocuğa bakacak başka bir kişinin olmaması gibi ek şartlar veya çocuğun velayetinin kadında olması gibi bir gereklilik öngörülmemiştir.

Ağır Hasta Hükümlüler Hakkında Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Uygulanması

Denetimli serbestlik ceza infaz usulünün uygulanması için özel şart uygulanacak bir diğer hükümlü grubu ise ağır hasta hükümlülerdir.

CGTİHK’nin 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlülerin koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalması durumunda açık ceza infaz kurumuna ayrılmaları öngörülmüştür. Diğer şartları sağladıkları durumda, ciddi bir hastalık, sakatlık veya yaşlılık nedeniyle hayatlarını tek başlarına idame ettiremeyen hükümlüler için denetimli serbestlik ceza infaz usulünün uygulanması oldukça genişletilmiştir.

Bu hükümlülerin ağır hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremediklerini Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu tarafından onaylanan bir raporla belgelendirmeleri gerekmektedir.

Adli Para Cezasını Ödemeyen Hükümlüler Hakkında Denetimli Serbestlik Ceza İnfaz Usulünün Uygulanmaması

Suç işleyen kişi hakkında adli para cezasına hükmedilmişse, bu cezayı ödemeyen veya ödemeyi reddedenlerin cezaları hapis cezasına çevrilecektir. CGTİHK m. 105/A 4. fıkrasında ise adli para cezası hapis cezasına çevrilmiş olan hükümlüler hakkında denetimli serbestlik ceza infaz usulünün uygulanmayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.

Söz konusu maddeye göre, “Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar”

Adli para cezası ödenmediği takdirde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacağı gibi denetimli serbestlik hükümleri de uygulanamaz. Görüleceği üzere, Ceza İnfaz Kanunu’nun 105/A maddesinde belirtilen koşullu salıverilme süresine 1 yıl kala uygulanan denetimli serbestlik kuralı adli para cezaları için geçerli değildir.

Denetimli serbestlik, adli para cezasından kaynaklanmayan hapis cezaları için geçerli olan bir koşullu salıverme tedbiri olarak nitelendirilebilir.

Denetimli Serbestlik Kapsamındaki Yükümlülükler

CGTİHK m. 105/A’nın 5. fıkrasında denetimli serbestlik ceza infaz usulünde hükümlünün ne şekilde denetleneceğini düzenlenmektedir. Bu maddeye göre hükümlünün;

  • Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,
  • Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,
  • Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,
  • Belirlenen programlara katılması,

olmak üzere hangi yükümlülüklere tabi tutulacağı, denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından karar verilecektir.

Denetimli Serbestlik Kapsamındaki Yükümlülükler

Kamuya Yararlı Bir İşte Çalıştırma

CGTİHK’nin 105/A maddesi yürürlüğe girmeden önce, denetimli serbestlik kapsamında hükümlülerin kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması ve çalışma koşullarına uymayan hükümlünün tekrar ceza infaz kurumuna gönderilmesi, CGTİHK’nin 105. maddesinin 4. ve 5. fıkrasında sınırlı bir şekilde düzenlenmişti.

CGTİHK m. 105/A’da, bu fıkralardaki kamuya yararlı bir işte çalıştırılma sistemi genişletilerek düzenlendiği için CGTİHK m. 105/4-5 yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak m. 105/A’da denetimli serbestlik ceza infaz usulünden faydalanan her hükümlünün kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması zorunluluğu getirilmiştir.

Kamu yararına çalışma yükümlülüğü Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Denetimli serbestlik hükümleri arasında yer alan kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma yükümlülüğü, hükümlülerin ceza infaz kurumundaki disiplinlerini arttırmaları, toplum kurallarına saygı duymaları, zamanı daha iyi planlamaları ve bir meslek edinerek kendi işlerini kurmaları ya da iş edinmelerine yardımcı olmak amacıyla uygulanmaktadır.

DSHY’nin 81. maddesinde düzenlenen bu yükümlülük, hükümlülerin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılmalarını temel almaktadır.

 Bir Konut veya Bölgede Denetim ve Gözetim Altında Bulundurulması

DSHY m. 82’ye göre belirlenen bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma, toplumun ve mağdurun korunması için hükümlünün belirlenen bir konuttan çıkmaması suretiyle denetimini esas alan bir yükümlülüktür.

Denetim ve gözetim altında tutma, konutta veya belirli bir bölgede uygulanan özel bir yükümlülüktür ve genellikle yüksek riskli hükümlüler için kullanılır. Yüksek riskli hükümlüler, denetimli serbestlik süresinin en az üçte birini konutlarından çıkmadan tamamlarlar. Bu yükümlülük, günlük olarak en az 10 saat, en fazla 12 saat olmak üzere, 08.00 ile 18.00 saatleri arasında yerine getirilir. Hükümlünün konutunda bulunacağı süre ile saat aralığı, hükümlünün işi, eğitimi veya aile durumu dikkate alınarak belirlenir.

Belirlenen Yer veya Bölgeye Gitmeme

Belirli bir yer veya bölgeye gitmeme yükümlülüğü, tali bir yükümlülüktür. Hükümlünün, suçunun niteliği ve risk durumu gibi faktörler göz önünde bulundurularak, kamu yararına bir işte ücretsiz çalıştırılma veya bir konutta gözetim ve denetim altında bulundurma yükümlülüklerinin yanı sıra belirli bir yer veya bölgeye gitmeme yükümlülüğüne de karar verilebilir.

Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme; hükümlünün suç işlemesine veya suça yönelmesine etkisi bulunan yerlere gitmekten yasaklanmasını, özellikle çocukların ve suç mağdurunun korunmasını amaçlayan bir yükümlülüktür.

Belirlenen Programlara Katılma

Hükümlülerin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması amacıyla ihtiyaç duydukları bireysel görüşme, grup çalışması, tedavi ve iyileştirme programları, diğer kurumlar tarafından yürütülen meslek ve sanat edindirmeye yönelik faaliyetler, seminer, sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler, sivil toplum kuruluşlarınca kamu yararına yürütülen program ve çalışmalara katılma yükümlülüğü getirilebilir.

Bu sorumluluk, ihtiyacı olan her hükümlü için uygulanır ve hükümlü, denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurduktan sonra en geç üç ay içinde başlatılır ve belirlenen sürenin veya programların tamamlanmasıyla sona erer.

Belirlenen programlara katılma yükümlülüğü DSHY’nin 85. maddesinde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

Denetimli Serbestlik Sisteminin Uygulama Esasları

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nda, denetimli serbestlik görevlerinin neler olduğu belirtilmiştir. Buna rağmen söz konusu kanunda görevlerin yerine getirilme usullerine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.

Denetimli serbestlik görevlerinden şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içerisinde denetim ve takibine ilişkin hükümler;

  • 5237 sayılı TCK’de yer verilen seçenek yaptırımlara, erteleme halinde yükümlülük belirlenmesine, etkin pişmanlık halinde denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmesine, uyuşturucu ve uyarıcı madde tedavisine ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmesine;
  • 5271 sayılı CMK’de yer verilen adlî kontrol tedbiri uygulanmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde yükümlülük verilmesine;
  • 5275 sayılı CGTİHK’de yer alan hapis cezasının konutta infazına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ile
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda yer verilen çocuğun denetim altına alınmasına ilişkin hükümlerden ibarettir.

Adli Kontrol Tedbiri

CMK’de düzenlenen adli kontrol sistemi, konuya ilişkin herhangi bir tanım içermemesine rağmen, sadece uygulama şartlarının belirtildiği ve adli kontrol tedbirinin hangi yükümlülükleri içerdiğinin belirtildiği bir hükme sahiptir.

Adli kontrol kurumu, kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunan durumlarda, bir suç nedeniyle soruşturma veya kovuşturma aşamasında olan şüpheli veya sanığın mahkemede hazır bulunma veya hakkında öngörülen yükümlülükleri yerine getirme konusunda tutuklanma yerine, toplum içinde adli makam ve mercilerin gözetimi ve denetimi altında tutulması şeklinde tanımlanabilir. Bu sistem, özel koşulları gerektiren ve şahsın durumuna özgü bir yaklaşımı temsil eder.

CMK m. 110’a göre; adli kontrol altına alma kararı, soruşturma evresinin her aşamasında, Cumhuriyet savcısının istemiyle ve sulh ceza hakiminin kararıyla alınabilmektedir. Adli kontrol tedbirinin uygulanması sürecinde, hakim, Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda, şüpheliye yeni yükümlülükler getirme veya mevcut yükümlülükleri tamamen veya kısmen kaldırma yetkisine sahiptir. Bu şekilde, adli kontrol kararı, her aşamada özel duruma göre alınabilir ve uygulama sürecinde değişikliklere tabi tutulabilir.

CMK m. 109 ile 110’da yer alan düzenlemeler, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanabilecektir. Kovuşturma evresinde kararı verme yetkisi mahkemede olmakla birlikte, bu aşamada Cumhuriyet savcısının talebi zorunlu olarak öngörülmemektedir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkemece kurulan hükmün sanık hakkında geçici bir süre hukuki sonuç doğurmaması, bir başka deyişle hükmün askıya alınması anlamına gelmektedir.

Kanunda öngörülen şartların mevcut olması durumunda mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını belirli şartlara bağlayabileceği veya bununla birlikte belirli yükümlülükler öngörebileceği gibi, herhangi bir şart veya yükümlülük öngörmeden de geri bırakma kararı verilebilmektedir.

CMK’ye hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için belirli şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar şunlardır:

  • Sanığın üzerine atılı suçla ilgili yapılan yargılama sonucunda verilen kararda, cezanın iki yıldan az süreli hapis veya adli para cezası olması gerekmektedir.
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmaması şartı aranmaktadır.
  • Mahkeme, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak, sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaate varmalıdır.
  • İşlenen suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekmektedir. Zararın aynen iade edilmesi, suç öncesindeki duruma getirilmesi veya tazminat ödenmesi şeklinde olabilir.
  • Sanığın bu karara muvafakat etmesi şarttır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte, yetişkinler için beş yıl süreyle denetim süresi belirlenir.

Denetim süresi boyunca, denetimli serbestlik süresi bir yılı geçmeyecek şekilde belirlenir. Mahkeme, bu denetim süresi içerisinde meslek sahibi olmayan kişiler için bir eğitim kurumuna devam etme veya meslek sahibi olan kişiler için ücretli çalışma gibi yükümlülükler getirebilir. Ayrıca, belirli yerlere gitmekten yasaklanma, belirli yerlere devam etme veya başka bir tedbirin uygulanması gibi önlemler de takdir edilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Seçenek Yaptırımlar

Seçenek yaptırımları, hükümlülerin topluma uyum sağlamalarına ve tekrar suç işleme risklerini azaltmalarına yardımcı olmak amacıyla uygulanan tedbirlerdir. Bu tedbirler, hükümlülerin hapishaneden çıkışlarından önce veya hapishaneden çıktıktan sonra da devam edebilir.

TCK’nin 49. maddesinin 2. fıkrasına göre, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır. TCK’nin 50. maddesinde kısa süreli hapis cezalarının, şartları oluşması durumunda seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi öngörülmüştür.

Kısa süreli hapis cezası yerine seçenek yaptırımlar; adlî para cezası, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, en az iki yıl süreyle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ve belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmadır.

Hapis Cezasının Ertelenmesi

Hapis cezasının ertelenmesi TCK’nin 51. maddesinde düzenlenmiştir. Hapis cezasının ertelenmesi, ceza yargılaması sonucunda hakkında hapis cezasına hükmedilen sanığın belirli şartların varlığı halinde, cezasının infaz edilmemesi anlamına gelmektedir.

Hapis cezasının infaz edilmesi, mahkûm üzerinde birtakım psikolojik ve sosyolojik olumsuz etkiler doğurmaktadır. Bu sebeple belli ağırlığa ulaşmamış hapis cezaları bakımından erteleme imkânı getirilmiştir. Erteleme tedbirinin temel hedefi, cezanın kişiselleştirilmesi, kısa süreli hürriyeti kısıtlayan cezaların olumsuz etkilerinin giderilmesi ve böylelikle tekrar suç işlenmesinin önlenmesidir. Bu şekilde, aynı suçun tekrarlanmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.

TCK’nin 51. maddesinin 3. fıkrasında, hükümlü için belirlenecek denetim süresi ve bu sürenin sınırları belirtilmiştir. 4. fıkrada ise mahkeme tarafından denetim süresi boyunca uygulanabilecek yükümlülükler düzenlenmiştir.

TCK m. 51/3’e göre, “Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.”

TCK m. 51/4’de, cezanın ertelenmesiyle birlikte öngörülen denetim süresi içerisinde yükümlülükler belirtilmiştir. Mahkeme tarafından bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine karar verilebilir. Eğer hükümlü bir meslek veya sanat sahibi ise, mahkemece hükümlünün bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altına ücret karşılığında çalıştırılmasına karar verilebilir. On sekiz yaşında küçük olan hükümlüler için özel bir hüküm getirilmiştir. Nitekim bu grupta bulunan hükümlüler, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine mahkemece karar verilebilmektedir.

Mahkeme, denetim süresi boyunca hükümlüye rehberlik edecek bir uzmanı görevlendirebilir. Bu uzman, hükümlünün kötü alışkanlıklardan kurtulması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesi konusunda öğütlerde bulunur. Ayrıca, hükümlünün eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya çalıştığı kişilerle görüşerek istişarelerde bulunur. Hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üç aylık periyotlarla raporlar düzenleyerek bu raporları infaz hakimine sunar.

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

Belli hakların kullanımından yoksun bırakma ve bu bağlamda uygulanan güvenlik tedbirlerinin amacı, suç işleyen bireylerin toplumun güvenini zedeleyen eylemlerine karşı, özellikle güven ilişkilerini gerektiren haklardan yoksun bırakma ve yasaklama yoluyla yeniden güvenilir bir kişi olduğunu kanıtlama fırsatı sağlamaktır.

TCK’nin 53. maddesinde, işlediği suç dolayısıyla kişinin hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirlenmiştir. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsılmaktadır. Bu nedenle, suçlu kişi özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır.

Belli haklardan yoksun bırakma güvenlik tedbirine hükmedilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Birincisi, kasıtlı bir suç işlenmelidir. Taksirle işlenen suçlarda bu güvenlik tedbirinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. İkincisi, hapis cezasına hükmedilmelidir. Adli para cezasına mahkûmiyet halinde bu güvenlik tedbirinin uygulanması söz konusu olmayacaktır.

Belli hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması güvenlik tedbiri hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tamamen infazından itibaren başlar.

Uyuşturucu Madde Tedavisi ve Rehberlik

Uyuşturucu bağımlılığı, vücudun ve zihnin uyuşturucu maddelere alışması ve bu maddeler olmadan normal işlev görememesi durumudur. Uyuşturucu bağımlılığı hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı bozar; ölüm, intihar, akıl hastalığı, sosyal ve ekonomik sorunlar, suç işleme ve bulaşıcı hastalıklar gibi ciddi sonuçlara yol açar.

Denetimli serbestlik tedbiri, TCK’nin çeşitli maddelerinde uygulanabilen bir tedbirdir. Özellikle 191. madde kapsamında yer alan tedavi ve denetimli serbestlik önlemleri, uygulama geçmişi göz önüne alındığında en yaygın olarak infaz edilen tedbirler arasında yer almaktadır.

TCK’nin 191. maddesinin gerekçesinde; izlenen suç siyasetinin gereği olarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmanın değil, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almanın, kabul etmenin veya bulundurmanın suç olarak tanımlandığı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, aslında tedaviye ihtiyaç duyan bir kişi olduğu ifade edilerek uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmanın suç olarak kabul edilmediği belirtilmiştir.

5402 sayılı DSHK’nin 12/A. maddesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullananlara tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilmesini öngörmektedir. Bu tedbir kapsamında denetimli serbestlik müdürlükleri, kişiye rehberlik yapmak, bilgi vermek, öğüt ve yol göstermekle yükümlüdür.

Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, bir suç işlemiş olan kişinin suçunu işledikten sonra suçluluk duygusuyla mücadele etmesi ve işlediği suçu kabul ederek, yetkili makamlara işbirliği yaparak suçun aydınlatılmasına katkıda bulunması durumunda uygulanabilecek bir ceza indirimi yöntemi olarak tanımlanabilmektedir.

TCK’nin 220. maddesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümleri düzenlenirken, 221. maddede ise uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçlarına ilişkin etkin pişmanlık düzenlemesi yer almaktadır. Özellikle uyuşturucu suçlarıyla ilgili düzenlemeler m. 192 altında ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Bu çerçevede, etkin pişmanlık düzenlemeleriyle ilgili olarak uyuşturucu suçlarından etkilenen kişilerin tedavi edilmek istemeleri durumunda m. 192’ye başvurulmaktadır. Öte yandan, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında ise 221. madde uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanacağı belirtilmektedir.

Koşullu Salıverme

CGTİHK m. 107 gereğince, hükümlünün koşullu salıverilebilmesi için, koşullu salıverilinceye kadar ceza infaz kurumunda geçirmiş olduğu süreyi iyi halli olarak geçirmiş olması gerekmektedir. Koşullu salıverme kesin serbesti olmadığından cezanın infazına dışarıda devam edilmektedir. Bu anlamda devlet, hükümlüyü cezalandırmaktan vazgeçmemekte, sadece cezanın infazı artık kurumda değil, toplum içerisinde gerçekleşmektedir.

Mahkeme koşullu salıverme kararıyla birlikte, hükümlünün, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında çalıştırılmasına karar verebilir. Yine mahkemece on sekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, denetim süresinde eğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam etmelerine karar verebilir.

Koşullu Salıverme

Hapis Cezasının Konutta İnfazı

CGTİHK’nin “özel infaz usulleri” başlıklı 110. maddesinde, ilgili hakkında hükmedilen hapis cezasının belirli durumlarda konutta infazına ilişkin düzenlenmeler mevcuttur.

CGTİHK m. 110/2’ye göre, konutta çektirilmesi öngörülen kısa süreli hapis cezasının uygulanabilmesi için belirlenen şartlar, yaş ve cinsiyet gibi faktörlere bağlı olarak dikkate alınmaktadır. Buna göre;

  • Kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları bir yıl,
  • Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları iki yıl,
  • Yetmiş beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları dört yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutta çektirilmesine infaz hakimi karar verilebilmektedir.

Ceza hukukunda, alternatif infaz yöntemlerine duyulan ihtiyaç ve gereksinim, konutta infaz usulünün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu yöntem özellikle hapis cezasının infaz kurumunda çekilmesinin cezalandırmadan beklenen amacın gerçekleşmesi açısından mümkün olmadığı durumlarda tercih edilmektedir.

Günümüzde, konutta infazın yanı sıra özellikle tehlikeli kabul edilen hükümlüler için elektronik izleme yöntemi de giderek daha fazla kullanılmaktadır. Bu şekilde, cezaevine bağlı olumsuz etkilerden uzak tutulan hükümlü, ev ortamında kalabilmekte ve toplumun güvenliği de gözetilmektedir. Bu yeni yöntemler, sadece cezalandırmaya yönelik değil, aynı zamanda rehabilite edici ve toplum odaklı bir yaklaşımı da yansıtmaktadır.

Denetimli Serbestlik Tedbirinin Sona Ermesi

Koşullu Salıverme ile Sona Erme

CGTİHK’nin 105/A maddesine göre, denetimli serbestlik sürecinde yükümlülüklerin gerekliliklerine ve denetim planına uygun şekilde davranan hükümlü hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından gerekçeli bir rapor hazırlanır.

Bu raporun hazırlanması sonucunda, hükümlünün koşullu salıverilmesi için gereken şartlar CGTİHK’nin 107. ve 108. maddelerine göre uygulanabilir. Böylece hükümlünün koşullu salıverilmesiyle birlikte denetimli serbestlik süreci sona ermiş kabul edilir.

Ceza İnfaz Kurumundan Ayrıldıktan Sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne Müracaat Etmeme

Hükümlünün, denetimli serbestlik kararı sonrası ceza infaz kurumundan ayrılmasını izleyen beş gün içinde, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne kendiliğinden müracaat etmesi gerekir. Aksi takdirde denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimliği tarafından koşullu salıverilme tarihine dek açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilecektir.

Yükümlülük ve Programa Uymamada Israr Etme

CGTİHK’nin 105/A maddesinin 5. fıkrasına göre, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlüye çeşitli yükümlülükler belirleyecektir. Hükümlü, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin önerilerine ve denetim planına uymakla yükümlüdür.

Hükümlü, bu yükümlülüklere uymazsa, denetimli serbestlik müdürlüğü talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının açık ceza infaz kurumunda infaz edilmesi için infaz hakimi tarafından karar verilebilir.

Hükümlünün Talep Etmesi

Denetimli serbestlik ceza infaz usulünün uygulanabilmesi için hükümlünün başvuruda bulunması gerekmektedir. CGTİHK’nin 105/A maddesinin altıncı fıkrasının c) bendinde ise hükümlünün isteği doğrultusunda denetimli serbestlik ceza infaz usulünün sona erdirilmesi öngörülmektedir. Bu maddeye göre, denetimli serbestlik ceza infaz usulünün uygulanmasını istemeyen veya uygulanmasından vazgeçen hükümlünün talebi üzerine denetimli serbestlik ceza infaz usulü sona erecektir.

Bu durumda hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hakimi tarafından karar verilecektir.

Yeni Kamu Davası Açılması Nedeniyle Sona Erme

14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CGTİHK m. 105/A’ya göre hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilmesi mümkündür.

Kovuşturma neticesinde hükümlü hakkında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde infaz hakimi denetimli serbestlik tedbirine devam olunmasına karar verecektir.

CGTİHK m. 105/A’nin 6291 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren ilk halinde hükümlü hakkında yürütülen ceza soruşturması ve kovuşturmalarının denetimli serbestlik sürecini sonlandıracağı ve hükümlünün kapalı ceza infaz kuruma gönderileceği düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 2013/133 E. 2013/169 K. sayılı ve 26.12.2013 tarihli kararı ile bu bentleri iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde bu kurallar ile henüz işleyip işlemedikleri belli olmayan bir suç nedeniyle kişilerin denetimli serbestlik kurumundan yararlanamama yaptırımına tabi tutulduğunu, bunun suçsuzluk karinesine aykırı olduğunu, hukuk güvenliğini ihlal ettiğini değerlendirmiştir.

Sonuç

Denetimli serbestlik kurumu, suç işleyen kişiyi sadece ağır bir cezayla değil, insan olduğunu ve suç işlemesine neden olan faktörlerin toplumun yapısıyla ilgili olabileceğini kabul ederek yaklaşan bir kurumdur. Bu kurum, kişinin suçundan dolayı toplum içinde ve topluma uyum sağlayabileceği şekilde ıslah edilmesi için programlar uygulayarak adaletin gerçekleşmesini amaçlar.

Suç işleyen kişiye sadece cezasını çektirmek, onun kişiliğini geliştirmeyeceği gibi, cezaevinden çıktığında daha kötü bir duruma düşmesine de neden olabilir. Cezaevinin olumsuz koşulları, kişinin psikolojisini bozabilir ve topluma karşı daha saldırgan bir tutum sergileyebilir. Bu yüzden devlet, suçluyu toplumdan koparmak yerine, topluma yeniden uyum sağlamasına yardımcı olmalıdır.

Denetimli serbestlik sürecinde, dikkate alınması gereken en önemli noktalardan biri, etkili bir tedavi ve rehabilitasyonun mümkün olup olmadığının değerlendirilmesidir. Sistemimize dahil olan birçok genç, sadece fiziksel sağlığın değil aynı zamanda duygusal, ruhsal, sosyal ve zihinsel iyilik halinin de sağlanmasına ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle, tedavi ve iyileştirme programlarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve uygun şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu sayede, bireylerin tam bir rehabilite olmaları ve topluma uyum sağlamaları desteklenebilir.

Cezaevinden çıkan kişinin toplumsal hayata uyum sağlaması için iyileştirme programlarına ihtiyacı vardır. Bu programlar, kişinin tekrar suç işlemesini önlemek ve topluma faydalı olmasını sağlamak için çok önemlidir. Cezaevine hapsedilen bir bireyi, herhangi bir iyileştirme programına tabi tutmadan plansız bir şekilde topluma adapte etmeye çalışmak, ciddi riskler içermektedir. Bu risklerin bertaraf edilmesi için, bu aşamaların büyük öneme sahip olduğunu vurgulamak gerekmektedir.

Stj. Av. Mehmet Can CİVAN & Av. Ahmet EKİN

Kaynakça

MAKALE

Arslan, Kahan Onur; “İnsan Onuru Kavramı ve Koruma Tedbirleri Bağlamında Temel Bir İlke Olarak İnsan Onurunun Korunması”, TBB Dergisi, 2015, S. 120, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2015-120-1511 e.t.: 16.05.2023

Karataş, Zeki; “Çocuklara Yönelik Denetimli Serbestlik Uygulamalarında Sosyal Hizmet Müdahalesinin Önemi”, Türkiye Sosyal Hizmet Araştırmalar Dergisi, 2017, C. 1, S. 1, https://dergipark.org.tr/tr/pub/tushad/issue/31792/348572, e.t.:  16.05.2023

Sevinçli, Çağrı; “Türk Ceza Adalet Sisteminde Denetimli Serbestlik”, Vankulu Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2020,  C. 5, S. 5, https://dergipark.org.tr/tr/pub/yyuvasad/issue/55585/715263, e.t.: 23.05.2023

Turkan, Faruk/Altıkat, Abdurrahim; “Yeni Bir Ceza İnfaz Usulü Olarak Denetimli Serbestlik ve Bu Usulden Yararlanma Şartları”, S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, C. 2, S. 2, https://dergipark.org.tr/tr/pub/sduhfd/issue/22976/245785, e.t.: 16.05.2023

TEZ

Bayak, Adem; “Denetimli Serbestlik Kapsamındaki Seçenek Yaptırımlar”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi SBE, Kırıkkale 2013

Eryalçın, Münevver; “Denetimli Serbestlik Hizmeti Alan Gençlerin ve Hizmet Sunan Uzmanların Denetimli Serbestlik Uygulamalarına İlişkin Değerlendirmeleri”, Yayımlanmış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara 2020

Gayretli, Tuğba; “Mükerrerlere ve Bazı Suç Faillerine Özgü Denetimli Serbestlik”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi SBE, İstanbul 2022

Kalkan, Murat; “Türk Denetimli Serbestlik Sisteminin Teşkilat Yapısı ve Uygulamaları”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi SBE, Konya 2019

Kaplan, Hasan; “Denetimli Serbestlik ve Türkiye Uygulaması”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi SBE, İstanbul 2019

Yavuz, Hakan A; “Ceza Adalet Sisteminde Denetimli Serbestlik”, Yayımlanmış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi SBE, Ankara 2011

YARGI KARARLARI

Anayasa Mahkeme Kararı 26/12/2013 tarih ve 2013/133 Esas 2013/169 Karar, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2013/169 e.t.: 22/05/2023 

Faruk Turkan/Abdurrahim Altıkat, “Yeni Bir Ceza İnfaz Usulü Olarak Denetimli Serbestlik ve Bu Usulden Yararlanma Şartları”, S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012, C. 2, S. 2, https://dergipark.org.tr/tr/pub/sduhfd/issue/22976/245785, s. 3, e.t.: 16.05.2023.

Hakan A. Yavuz, “Ceza Adalet Sisteminde Denetimli Serbestlik”, Yayımlanmış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi SBE, Ankara 2011, s. 153.

Aybüke Akkaya, “Türk Hukukunda Denetimli Serbestlik”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi SBE, İzmir 2016, s. 7.

Akkaya, s. 4.

Akkaya, s. 205.

Hasan Kaplan, “Denetimli Serbestlik ve Türkiye Uygulaması”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi SBE, İstanbul 2019, s. 25.

Kahan Onur Arslan, “İnsan Onuru Kavramı ve Koruma Tedbirleri Bağlamında Temel Bir İlke Olarak İnsan Onurunun Korunması”, TBB Dergisi, S. 120, Ankara 2015, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2015-120-1511 e.t.: 16.05.2023, s. 170.

Tuğba Gayretli, “Mükerrirlere ve Bazı Suç Faillerine Özgü Denetimli Serbestlik”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi SBE, İstanbul 2022,  s. 20.

Zeki Karataş “Çocuklara Yönelik Denetimli Serbestlik Uygulamalarında Sosyal Hizmet Müdahalesinin Önemi”, Türkiye Sosyal Hizmet Araştırmalar Dergisi, 2017, C. 1, S. 1, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/357938, e.t.:  16.05.2023, s. 4.

Kaplan, s. 73

Turhan/Altıkat, s. 35

Akkaya, s. 145

Adem Bayrak, “Denetimli Serbestlik Kapsamındaki Seçenek Yaptırımlar”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi SBE, Kırıkkale 2013, s. 57.

Akkaya, s. 209

Kalkan Murat, “Türk Denetimli Serbestlik Sisteminin Teşkilat Yapısı ve Uygulamaları”, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi SBE, Konya 2019, s. 50.

Akkaya, s. 218

Anayasa Mahkeme Kararı 26/12/2013 tarih ve 2013/133 Esas 2013/169 Karar, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2013/169 e.t.: 22/05/2023

Münevver Eryalçın, “Denetimli Serbestlik Hizmeti Alan Gençlerin ve Hizmet Sunan Uzmanların Denetimli Serbestlik Uygulamalarına İlişkin Değerlendirmeleri”, Yayımlanmış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, Ankara 2020, s. 141.

Çağrı Sevinçli, “Türk Ceza Adalet Sisteminde Denetimli Serbestlik”, Vankulu Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2020,  C. 5, S. 5, https://dergipark.org.tr/tr/pub/yyuvasad/issue/55585/715263, s. 85, e.t.: 23.05.2023.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu