Aile (Boşanma) Hukuku

Çocuğunu annesi ile görüştürmeyen baba

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

2013/13646 Esas,

2014/157 Karar,

13.01.2014 Tarih.

Çocuğu annesiyle görüştürmeyerek velayet görevini kötüye kullanan babadan velayet alınabilir.

Velayet, kamu düzeninden olup anne ve babanın isteklerinden önce küçüğün menfaati dikkate alınmalıdır. Ayrıca velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz.

Ebeveynlerden birine velayet verilirken bazı hususlar dikkate alınmaktadır. Bu hususlar; çocuğun cinsiyeti, yaşı, kimin yanında okuluna devam ettiği, sağlık durumuna göre tedaviyi hangi tarafın sağlayabileceği gibi hususlardır. Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde de yine anne ve babanın davranışlarının inceleneceği açıktır. Velayetin değiştirilmesine karar verilebilmesi için;

  • Çocuğu ihmal etme
  • Çocuğu bakımı için başkasına bırakma,
  • Çocuğun terk edilmesi,
  • Çocuğa şiddet uygulanması, gibi hususlar ortaya çıkmış olmalıdır.

TMK’nın 324. maddesine göre; “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.” Bu sebeple taraflardan biri küçüğün diğer ebeveynle görüşmesini engelliyorsa ancak icra yoluyla çocuk ile kişisel ilişki kurulabiliyorsa bu durumda velayetin kötüye kullanıldığından bahsedilebilecektir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 2013/13646 Esas, 2014/157 Karar, 13.01.2014 tarihli kararında velayetin kötüye kullanılması durumunda velayetin değiştirilebileceğini şu şekilde ortaya koymuştur;

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2013/13646

Karar Numarası: 2014/157

Karar Tarihi: 13.01.2014

ÖZETİ: Dosya kapsamındaki delillerden ve tanık beyanlarından davacı kadının müşterek çocuk ile şahsi ilişki tesisi için icra kanalıyla geldiğinde davalı babanın çocukla başka illerde bulunduğu gerekçesiyle şahsi ilişki tesis edilemediği ve davalı babanın bu nedenle tazyik hapis cezası ile cezalandırılmasından sonra şahsi ilişkinin sağlanabildiği; ayrıca icra dosyalarında kendisinin “mernis adresi İstanbul olduğu için çocuğu teslim edemediği” şeklinde savunmasına karşın 02.04.2012 tarihli sosyal inceleme raporunda Edremit’te bulunan anne-babasıyla ikamet ettiğini belirtip bu suretle anne ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Velayetin değiştirilmesi davası kamu düzenine ilişkin olduğundan; “re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle davalı delil bildirmese dahi hakim, gerekli gördüğü delilleri kendiliğinden toplar. Hüküm verilinceye kadar gerçekleşen olaylar da hakim tarafından değerlendirilir. Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “üstün yararı” (BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi md. 1; TMK. md.339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md. 4/b)’dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Tarafların müşterek çocuğu T. 2008 doğumlu olup, taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma gereğince velayeti davalı babadadır. Dosya kapsamındaki delillerden ve tanık beyanlarından davacı kadının 01.01.2012, 15.01.2012, 01.08.2012 ve 07.08.2012 tarihlerinde müşterek çocuk ile şahsi ilişki tesisi için icra kanalıyla geldiğinde davalı babanın çocukla başka illerde bulunduğu gerekçesiyle şahsi ilişki tesis edilemediği ve davalı babanın bu nedenle tazyik hapis cezası ile cezalandırılmasından sonra şahsi ilişkinin sağlanabildiği; ayrıca icra dosyalarında kendisinin “mernis adresi İstanbul olduğu için çocuğu teslim edemediği” şeklinde savunmasına karşın 02.04.2012 tarihli sosyal inceleme raporunda Edremit’te bulunan anne-babasıyla ikamet ettiğini belirtip bu suretle anne ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13.01.2014

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu