İçtihatlar

Siyasetçilere Karşı Eleştiri Yapmanın Hukuki Boyutu

Siyasetçiler; kendilerine karşı yapılan eleştirilere, özel kişilere kıyasla daha fazla hoşgörü göstermek zorundadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

Esas: 2018/3022, Karar: 2018/5252, K. Tarihi: 03.07.2018

Basın özgürlüğü; haber, fikir ve düşünceleri, çoğaltıcı araçlarla serbestçe açıklayabilme özgürlüğünü ifade etmektedir.

Basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, hukuk düzenince çizilen sınırlara tabidir. Basın tarafından yapılan yayınlarda Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile kanunlarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmamak, kişilik haklarına saygı göstermek, bunlara saldırı niteliği taşıyabilecek tutum ve davranışlardan kaçınmak yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Basının yaptığı yayın, bir kimsenin kişilik hakkını ihlal edici nitelikte ise bu durumda basın özgürlüğüne sığınılamaz ve bu tür bir kişilik hakkı ihlali, sorumluluk doğar. Çoğu zaman basın özgürlüğü ile kişilik hakkı ihlali çatışma halindedir. Bu durumda kişilik hakkı mı, yoksa basın özgürlüğü mü daha üstün tutulması gerektiği, haberin mahiyetine ve haber yapılan kişiye göre farklılık arz etmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2018/3022 Esas, 2018/5252 Karar sayılı ve 03.07.2018 tarihli ilamında; siyasetçinin siyasi kişiliğinin bulunması ve eleştirilerin toplumu ilgilendiren konulara ilişkin olduğundan kamusal ilginin bulunması sebebiyle siyasetçilerin kendilerine getirilen eleştirilere, özel kişilere nazaran daha geniş bir hoşgörü göstermek zorunda olduğu içtihat edilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

Esas: 2018/3022, Karar: 2018/5252, K. Tarihi: 03.07.2018

Davacı …Ş. vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 21/09/2015 gününde verilen dilekçe ile … yönetim kurulu kararının itirazen kaldırılmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 18/11/2015 günlü itirazın kabulü ile … yönetim kurulu kararının kaldırılmasına ilişkin karara yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, davalı … tarafından verilen 5 gün süre ile resmi ilan ve reklamların kesilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının itirazının kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.

Davacı vekili; … Gazetesinin 24/06/2015 günlü nüshasında yayınlanan ”Çiçekleri masaya vinçle mi koydunuz?”, ”Saraydaki iftarın maliyeti dudak uçuklattı. Bir milyon liralık masada 87.623,00’lik iftar” başlıklı yazılar nedeni ile, şikayet üzerine … tarafından resmi ilan ve reklamlarının 5 gün süre ile kesilmesine dair karar verildiğini, kararda belirtildiği şekilde Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel Kurul kararının 1. maddesinin (h) ve (ı) bentlerinin ihlalinin söz konusu olmadığını belirterek, yönetim kurulu kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davaya konu haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, eleştiri niteliği taşıdığı, hakaret kastı olmadığı gerekçesiyle itiraz eden …nin itirazının kabulüne, …’nün 02/09/2015 tarih ve 52207902-2/2-1560-6218 sayılı muteriz şirketin sahibi olduğu ….. Gazetesine verilen resmi ilan ve reklamlarının 5 gün süre ile kesilmesine ilişkin yaptırım kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığının talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesi bakımından … İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatlarıyla oluşturulan ilkelerden biri de ifade özgürlüğüne ilişkindir. Buna göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve her bir bireyin gelişimi için temel koşullardan birini oluşturur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan “haber” ve “düşünceler” için değil, aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Sözleşmenin 10. maddesinde belirtildiği üzere bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalı ve bir kısıtlama ihtiyacının bulunduğu inandırıcı bir şekilde ortaya konmalıdır. (Prof.Dr.Osman Doğru-Dr.Atilla Nalbant; … Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar,

Cilt:2, s.365, Nilsen ve Johnsen [BD] 43). Bir siyasetçiye yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, özel bir şahsa yönelik eleştirinin sınırlarına göre daha geniştir. Bir siyasetçi özel şahıstan farklı olarak, her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açar; bu nedenle daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır. (Lingens ve Avusturya davası) İfade özgürlüğü ayrıca herkesin, demokratik bir toplumun özünde yer alan görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olması anlamına gelmektedir.

AİHM, ifade özgürlüğü ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin çatışması halinde şöhret ve itibarı söz konusu olan kişi bir siyasetçi ise ilke olarak ifade özgürlüğü ile lehine bir değerlendirme yapmaktadır…., 42) kararında politikacıların kendilerine yöneltilen ağır eleştirilere tahammül etmek durumunda olduğu vurgulanmıştır.

“ … Basın Özgürlüğü, halka siyasal liderlerin düşünce ve davranışlarını tanıma ve onlar hakkında fikir oluşturma imkanı verir. Daha genel olarak siyasal tartışma özgürlüğü Sözleşme’ye hakim olan demokratik toplum anlayışının tam da merkezinde yer alır.

Bir siyasetçiyle ilgili eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, özel bir şahısla ilgili eleştiri sınırına göre daha geniştir. Bir siyasetçi, özel şahıstan faklı olarak, her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açar. Siyasetçi kendisine yönelik eleştirilere daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır…”

Dosya kapsamından; olay tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olan şikayetçinin başvurusu üzerine, … Gazetesinin 24/06/2015 günlü nüshasında yayınlanan haberin Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel Kurul kararının 1. maddesinin (h) ve (ı) bentlerine aykırı olduğu gerekçesi ile …’nün 02/09/2015 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı …hakkında resmi ilan ve reklamlarının 5 gün süre ile kesilmesine karar verildiği ve davacının itirazı üzerine mahkemece, yönetim kurulu kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde; olay tarihinde Cumhurbaşkanı olan şikayetçinin düzenlemiş olduğu iftar yemeğine ilişkin sert eleştiriler getirilerek, kamuoyu ile paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Şikayetçinin siyasi kişiliğinin olduğu, açıklamaların toplumu ilgilendiren konulara ilişkin bulunması nedeni ile kamusal ilginin de bulunduğu, yukarıda açıklanan “ifade özgürlüğü” nün güvence altına alındığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ve bunun uygulamasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları gözetilerek, şikayetçinin sert ve rahatsız edici eleştirilere hoşgörü göstermesi gerektiği, bu anlamda Basın İlan Kurumu tarafından davacı …ye verilen yaptırım kararının, hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, davacının Basın İlan Kurumu kararına yaptığı itirazın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz isteminin reddine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine 03/07/2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava; davacı şirkete ait ….. Gazetesi hakkında Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulunca verilen resmi ilan ve reklamların (5) gün süre ile kesilmesine dair karara yönelik itiraz istemine ilişkindir.

Mahkemece; davacı şirketin itirazının kabulü ile söz konusu yaptırım kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş, davalı … Müdürlüğünün talebi üzerine Adalet Bakanlığının 04/12/2017 tarihli, 2017/68747 sayılı yazısı ile hükmün kanun yararına bozulması talep edilmiştir.

Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulunun 25/08/2015 tarihli toplantısında, davacı şirkete ait ….. Gazetesinin 24/06/2015 tarihli nüshasının 1. sayfasında “Milyonluk masanın büyüklüğü akıllara bu soruyu getirdi. ÇİÇEKLERİ MASAYA VİNÇLE Mİ KOYDUNUZ ve 10. sayfasında “Saray’daki iftarın maliyeti dudak uçuklattı. 1 milyon liralık masada 87 bin 653 fitrelik iftar” başlıklarıyla verilen haber ile “….Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel Kurul kararının 1. maddesi ile aynı maddenin (ı) bendini ihlal ettiği sonucuna varılmış olan …. gazetesinin 195 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (a) bendi uyarınca, resmi ilan ve reklamlarının (5) gün süre ile kesilmesine” karar verildiği, davacı şirketin itirazı üzerine mahkemece bu yaptırım kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği görülmektedir.

Burada uyuşmazlık konusu olan husus, söz konusu haber ile Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel Kurul Kararının 1. maddesi ve bu maddenin (ı) bendinin ihlal edilip edilmediğidir.

Dosya kapsamına göre; 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun’un 49. maddesi uyarınca alınan 18/11/1994 tarihli ve 129 sayılı Basın Ahlak Esasları Hakkında Genel Kurul Kararının;

1. maddesi “Bir kamu hizmeti olan gazetecilik, kişisel veya ahlaka aykırı amaç ve çıkarlara alet edilemez ve kamu yararına aykırı şekilde kullanılamaz. Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılınamaz. Doğruluğu kuşku uyandırabilen ve araştırılması gazetecilik imkanları içinde bulunan haberler, araştırılıp doğruluğuna emin olunmadan yayınlanmaz.”

Aynı maddenin (ı) bendi ise, “Kişi, kurum ve toplum katmanlarına yönelik yayınlarda, eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı sözcükler kullanılamaz, hakaret edilemez, sövülemez, iftira ve haksız isnat yapılamaz.”

Şeklindedir.

Yaptırım kararına konu olan haber bir bütün olarak bu düzenleme kapsamında değerlendirildiğinde; Basın Ahlak Esasları Hakkında Genel Kurul kararının 1. maddesi ve bu maddenin (ı) bendini ihlal ettiği, bu nedenle verilen yaptırım kararının doğru olduğu, bunun sonucu olarak yaptırım kararının kaldırılmasına ilişkin Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/11/2015 tarihli, 2015/437-436 sayılı kesin kararına yönelik kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile kararın kanun yararına bozulması gerektiği düşüncesinde olduğundan, sayın çoğunluğun kanun yararına temyiz talebinin reddine ilişkin kararına katılmıyorum. 03/07/2018

KARŞI OY YAZISI

… Estetik Yayıncılık A.Ş. vekili karşı taraf … aleyhine yaptığı itirazda; aynen “Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğünün 52207902-2/2-1560-6218 sayılı ve 02/09/2015 tarihli Yönetim Kurulu Kararına itiraz ettiğini yapılan haksız eyleme müeyyide uygulanmasını sağlayacak şeklinde kararın düzeltilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” istemiştir.

… 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliği,” … Estetik Yayıncılık A.Ş.’ nin itirazının kabulüne, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğünün 2 Eylül 2015 tarihli 52207902-2/2-1560-6218 sayılı muteriz şirketin sahibi olduğu ….. Gazetesine verilen resmi ilan ve reklamlarının 5 gün süre ile kesilmesine ilişkin yaptırım kararının kaldırılmasına” karar verilmiş karar kesin olmakla 18/11/2015 (karar tarihi itibariyle) kesinleştirilmiştir.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğünün 21/01/2016 tarihli kanun yararına temyiz istemi üzerine Adalet Bakanlığının 04/12/2012 günlü yazısına istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2017 tarih, 2017/68747 sayılı yazı ile hükmün kanun yararına bozulması talep edilmiştir.

195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline dair Kanunun 49. maddesinde; “Bu kanuna veya bu kanuna dayanılarak yapılacak yönetmeliğe veyahut Kurum Genel Kurulunun bu kanunda yazılı hususlarda ittihaz edeceği kararları ile yükletilen ödevlere yahut da basın ahlak esaslarına, riayet etmiyen gazete ve dergilerle prodüktörler ve kamu idare ve teşekkülleri ve 42 nci maddede anılan sair ortakların sorumluları hakkında, diğer mevzuat hükümlerine halel gelmemek üzere, aşağıda yazılı olduğu şekilde muamele yapılır:

a) Kurum tarafından o gazete veya dergiye verilecek ilan ve reklamlar, kesinleşen Yönetim Kurulu Kararına dayanılarak, Kurum Genel Müdürlüğünce, iki ayı geçmiyecek bir süre ile kesilir. Ayrıca, bu kanunla temin edilen menfaatlerden de aynı şekilde faydalandırılmaz.

b) Prodüktörlük müessesesinin iki ayı geçmemek üzere kapatılması için, Kurul Genel Müdürlüğünce iş, Yönetim Kuruluna intikal ettirilir. Kesinleşen Kurul Kararını, o yerdeki valilik infaz eder. (a) ve (b) bentlerinde yazılı hallerde, Yönetim Kurulu Kararına, tebliğinden itibaren on gün içinde o yerdeki en yüksek dereceli Asliye Hukuk Hakimliğine itiraz edilebilir. Hakim, en geç on beş gün içinde evrak üzerinden kararını verir, bu karar kesindir.

c) Kurum Genel Müdürlüğünün bildirmesi üzerine kamu idare ve teşekkülleri ile ortaklıkların sorumluları hakkında kendi statülerine göre disiplin muamelesi uygulanır. Böyle bir statü yoksa, o teşekkülün denetleme bakımından bağlı bulunduğu veya iştigal sahasına girdiği Bakanlık, uygun gördüğü bir disiplin muamelesi uygular. İlgili Bakanlığın yapacağı tebligata uyulması mecburidir. Yapılacak disiplin muamelelerinin neticesi Kuruma bildirilir. Kurumun, disiplin muameleleri aleyhinde yetkili mercilere veya Bakanlığa itiraz hakkı vardır.” denilmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairenin 2018/14 esas 2018/2945 karar sayılı kararında da özetle “Mahkemece anılan kanun ve genel kurul kararlarına göre şekli bir inceleme yapılarak davacının Basın İlan Kurumu Kararına yaptığı itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yanılgılı şekilde davacının itirazının kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz istemlerinin kabulüne karar verilerek kararın bozulması gerekmiştir.” denilmiştir.

Eldeki uyuşmazlık çekişmeli yargının konusuna girecek bir dava olmayıp, niteliği itibariyle idari ceza ve bu cezaya itirazı içeren ve En Yüksek Dereceli Hukuk Hakiminin dosya üzerinden yapacağı inceleme ile kesin olarak sonuçlandıracağı Hakimlik kararı niteliğindedir. O nedenle işin esası incelenemeyeceği gibi, yasal prosedürün usulüne göre yasaya uygun şekilde uygulayıp uygulanmadığının ve muterizin itiraz ettiği hususlarla sınırlı ve şekli bir inceleme ile karar verilmesi gerekmektedir. Hakimliğin işin esasını halleder şeklinde karar ittihazı yasaya uygun düşmez. O nedenle Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/11/2015 tarih 2015/437-436 esas ve karar sayılı kesin nitelikteki kararına yönelik Kanun yararına bozma talebinin kabulüne anılan kararın Kanun yararına bozulmasına karar verilmesi görüşünde olduğundan sayın çoğunluğun kanun yararına bozma talebinin reddi yönünde oluşan kararına katılmıyorum. 03/07/2018

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu