Pandemi - Kovid 19

Eşin Ailesine Hakaret Etmesi Boşanma Sebebi

“Erkeğin kadının ailesine ağza alınmayacak küfürler etmesi boşanma sebebi olup erkek tamamen kusurludur.”

(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.09.2020 Tarih, 2020/1970 Esas, 2020/3675 Karar)

Türk Medeni Kanunu madde 185 hükmü uyarınca evlenme ile eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Evlilik birliğinin kurulması ile eşlerin hakları ve bu birliğin birlikte mutluluğunu sağlamak, çocukların bakımını gerçekleştirmek, eğitim ve gözetimlerine ilişkin özen göstermek, sadakat gibi yükümlülükleri oluşur. Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini 161-166. maddeleri arasında düzenlemiştir. İlgili hükümlerden yola çıkarak bir ayrım yapılacak olursa boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Boşanmanın özel sebepleri; zina, hayata kast pek kötü muamele ya da onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığıdır. Genel sebepler ise; evlilik birliğinin temelden sarsılması, eşlerin boşanma hususunda anlaşmaları ve ortak hayatın kurulamaması ya da fiili ayrılık durumudur.

Boşanma davalarında kusur, eşler arasında evlilik birliğinden doğan yükümlüklerin ihlal edilmesidir. Boşanmada kusurun tespiti oldukça önemli olup diğer eşe nazaran daha ağır kusurlu olan eş hakkında, talep edilmesi halinde nafaka ile maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki ağır kusurlu olan eş tarafından açılmış olan boşanma davası reddedilir ve ağır kusurlu eşe nafaka verilmesine hükmedilmez. Boşanma davasında kusurun tespiti yapılırken eşlerin eylemlerinin ağırlığı dikkate alınacak olup kusur derecesi her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.09.2020 tarihli 2020/1970 Esas ve 2020/3675 Karar sayılı güncel kararında erkeğin, eşinin ailesine ağza alınmayacak küfürler etmesini boşanma sebebi sayıp erkeği tamamen kusurlu bulmuştur. Söz konusu somut olayda davacı kadın tarafından erkeğin kusurlu davranışlarının affedilmesi sebebiyle ilk derece mahkemesi tarafından boşanma davası reddedilmiştir. Türk Medeni Kanunu madde 161/3 “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” hükmüne yer vermektedir fakat evlilik birliğinin devam etmesi için yapılan barışma teklifleri af niteliğinde kabul edilemeyecektir. Somut olayda Yargıtay tarafından yapılan incelemede davalı erkek tarafından kadının ailesine karşı küfürlü söylemlerde bulunulması ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve tarafların ortak yaşama imkân veremeyecek derecede geçimsizlik yaşadığı anlaşılmıştır. Davalı erkek tarafından eşine küfürlü söylemlerde bulunulması ile erkek tam kusurlu olarak kabul edilmiş olup boşanma şartlarının oluştuğu belirlenmiştir. Davacı kadın tarafından açılmış olan ve ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmiş olan boşanma davasının kabulü gerektiği belirtilmiştir.

T.C.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 2020/1970

K. 2020/3675

T. 14.9.2020

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar : Mahkemece davacı kadının boşanma davası, davalı erkekten kaynaklanan kusurlu davranışların, davacı kadın tarafından affedildiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Evlilik birliğinin devamı için barışma teklifi veya görüşmesi af niteliğinde kabul edilemez.

Öte yandan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, taraflar dava veya cevap dilekçelerinde (HMK m. 119/1-e-f, HMK m. 129/1-e-f) iddiasının ve savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorunda olduğu hükmü bulunmaktadır. Davalı erkek cevap dilekçesinde bir sayfadan ibaret abisine ait facebook çıktısı ile ödeme belgelerinden başkaca bir delil bildirmemiştir. Davalı erkek WhatsApp deliline dayanmadığından, dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında verilen süre sonuç doğurmaz.

Tüm dosya kapsamından davalı erkeğin kadının ailesine ağza alınmayacak hakaret ettiği anlaşılmaktadır. O halde erkeğin kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek tamamen kusurludur. Evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Dosyaya yansıyan olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit olup, TMK’nın 166/1 maddesinde yer alan boşanma koşullarının oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının kabulü gerekirken reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç : Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 14.09.2020 (Pzt.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu