Bağlama Kütüğü Ruhsat Cezalarında Yeni Kanunun Geçmişe Uygulanması Sorunu
31 Temmuz 2026 Öncesindeki Gecikme Ayları Yeni ve Daha Ağır Ceza Üzerinden Hesaplanabilir mi?
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7590 sayılı Kanun ile bağlama kütüğü ruhsatına ilişkin idari para cezalarında son derece önemli bir değişiklik yapılmıştır. Yeni düzenlemeyle, geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesi bulunmayan gemi, deniz ve içsu araçlarının malik veya işletenlerine 5.000 TL ile 50.000 TL arasında idari para cezası verilmesi; ayrıca ruhsatnamenin düzenlenmesi veya yenilenmesi gereken tarihten itibaren gecikilen her ay için 1.000 TL ile 10.000 TL arasında ilave idari para cezası uygulanması öngörülmüştür. Bir aydan az gecikme süreleri de bir aya tamamlanmaktadır. (TBMM CDN) Düzenleme özellikle ruhsat süresi 31 Temmuz 2026 tarihinden önce sona ermiş ancak yenileme işlemini bu tarihten sonra yapan tekne sahipleri bakımından önemli bir hukuki tartışma doğurmuştur:
Yeni Kanun yürürlüğe girmeden önce geçen aylar da yeni ve çok daha ağır ceza tarifesi üzerinden hesaplanabilir mi?
Bu sorunun cevabı ilk bakışta basit görünse de konu; Anayasa’nın 38. maddesi, Kabahatler Kanunu’nun zaman bakımından uygulama hükümleri, hukuki güvenlik ilkesi ve “kesintisiz kabahat” kavramı birlikte değerlendirilmeden çözülemez.
1. 31 Temmuz 2026’da Ne Değişti?
7590 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle 655 sayılı KHK’ye 28/A maddesi eklenmiştir Yeni 28/A maddesinin ikinci fıkrasının (o) bendi uyarınca; bağlama kütüğü kayıt yükümlülüklerine aykırılık, geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesinin bulunmaması, değişikliklerin bildirilmemesi, tekne adı ve bağlama limanının mevzuata uygun markalanmaması ve benzeri aykırılıklar için 5.000–50.000 TL aralığında idari para cezası öngörülmektedir.
Geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesinin bulunmaması hâlinde ise buna ek olarak:
Ruhsatnamenin düzenlenmesi veya yenilenmesi gereken tarihten itibaren gecikilen her ay için 1.000 TL ile 10.000 TL arasında ayrıca idari para cezası eklenmektedir. Kanun 24 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanunun 31. maddesine göre 29. madde için özel bir geçmişe yürürlük tarihi öngörülmemiş; “diğer maddeler” gibi yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. (Lebib Yalkın Mevzuat)
Buradaki ayrıntı son derece önemlidir.
Çünkü kanun koyucu aynı 31. maddede bazı başka hükümlerin 1 Ocak 2026 veya 2026 yılı Mayıs ayı gibi geçmiş tarihlerden itibaren uygulanacağını açıkça belirtmiştir. Buna karşılık bağlama kütüğü cezalarını getiren 29. madde bakımından böyle bir hüküm koymamıştır. 29. madde, genel kurala tabi tutulmuş ve yayımı tarihinde yürürlüğe sokulmuştur. (TBMM CDN) Bu durum, yeni ceza rejiminin 31 Temmuz 2026’dan önceki dönemlere uygulanması tartışmasında önemli bir yorum argümanıdır.
2. Eski Ceza Sistemi ile Yeni Ceza Sistemi Arasında Çok Büyük Fark Var
7590 sayılı Kanun öncesinde Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliği’nin 28. maddesinde cezalar teknenin boyuna göre belirlenmekteydi. Örneğin 2,5 metre ile 10 metre arasındaki tekneler için temel ceza metre başına belirleniyor; ruhsatın yenilenmesi gereken tarihten itibaren geçirilen her ay için bu tutara %5 ilave ediliyordu. Bir metreden küçük boy değerleri hesaba katılmıyor, bir aydan kısa gecikmeler ise bir aya tamamlanıyordu. (LEXPERA) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2026 yılı yeniden değerleme tablosunda 2,5–10 metre arasındaki tekneler için 2026 yılında uygulanacak miktar metre başına 450 TL olarak gösterilmişti. (Denizcilik Genel Müdürlüğü) Yeni sistemde ise teknenin boyundan bağımsız olarak temel ceza 5.000–50.000 TL, gecikilen her ay bakımından ise 1.000–10.000 TL aralığına çıkmıştır. (TBMM CDN)
Basit bir örnek;
Tam boyu 6 metre kabul edilen ve ruhsat yenilemesinde 16 ay gecikmiş bir özel tekne düşünelim.
Eski sistemin 2026 değerleri esas alındığında:
- 6 metre × 450 TL: 2.700 TL
- Aylık %5 artış: 135 TL
- 16 aylık artış: 2.160 TL
- Toplam: 4.860 TL
Yeni kanunun yalnızca alt sınırları esas alınarak aynı 16 aylık gecikme için:
- Temel ceza: 5.000 TL
- 16 ay × 1.000 TL: 16.000 TL
- Toplam: 21.000 TL
Dolayısıyla yeni kanunun geçmiş aylara uygulanması, aynı maddi durum bakımından cezanın birkaç katına çıkmasına yol açabilmektedir. Üstelik kanundaki üst sınırlar esas alındığında teorik rakam çok daha yüksek seviyelere ulaşabilmektedir. Sorunun anayasal önemi tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.
3. İdari Para Cezalarında da Aleyhe Kanun Geçmişe Yürümez
Anayasa’nın 38. maddesi son derece açıktır: Hiç kimseye, fiilin işlendiği tarihte kanunda o fiil için öngörülenden daha ağır bir ceza verilemez. (Anayasa Mahkemesi) Bu ilke yalnızca hapis cezaları veya klasik ceza davaları bakımından geçerli değildir.
Anayasa Mahkemesi, idari para cezalarını ve kabahatleri de Anayasa’nın 38. maddesindeki kanunilik güvencesi kapsamında değerlendirmektedir. Mahkeme, kabahat nedeniyle verilen idari para cezalarının da suç ve cezaların kanuniliği ilkesi yönünden anayasal denetime tabi olduğunu açıkça kabul etmektedir. (Kararlar Bilgi Bankası)
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesi de Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerini kabahatler yönünden uygulanabilir hâle getirmektedir. Danıştay da aynı esası kabul etmekte ve “fiilin işlendiği zamanın kanununa tabi olması” prensibinin kabahatlerde de geçerli olduğunu açıkça belirtmektedir. (FulLegal)
Anayasa Mahkemesinin M.G.B.A.H.T. Ltd. Şti. kararında da aleyhe kanunun geçmişe uygulanması nedeniyle idari para cezası yönünden suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. (norm.kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr)
Bu nedenle temel kural tartışmasızdır: Sonradan yürürlüğe giren daha ağır bir yaptırım, yürürlüğe girmesinden önce tamamlanmış bir kabahate uygulanamaz. Asıl tartışma, bağlama kütüğü ruhsatının yenilenmemesinin “tamamlanmış” mı yoksa “kesintisiz şekilde devam eden” bir kabahat mi olduğudur.
4. İdarenin En Güçlü Karşı Argümanı: “Kesintisiz Kabahat”
Bu konuda tekne sahipleri açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir Danıştay içtihadı bulunmaktadır. Danıştay 13. Dairesi; hukuka aykırı durumun bir anda sona ermeyip zaman içinde devam ettiği ve bu devamlılığın kişinin iradi davranışına bağlı olduğu durumları kesintisiz veya mütemadi ihlal olarak kabul etmektedir. Danıştay 13. Dairesinin E.2019/2933, K.2021/1468 sayılı kararında kesintisiz ihlaller bakımından, ihlalin kesildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Hatta Daire, bu mevzuatın fail lehine veya aleyhine olmasının sonucu değiştirmediğini ifade etmiştir. (FulLegal)
Aynı yaklaşım Danıştay 13. Dairesinin E.2018/3550, K.2023/4253 sayılı kararında da sürdürülmüş; yıllara yayılan bir ihlal bakımından fiilin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan yaptırım mevzuatının uygulanabileceği kabul edilmiştir. (Son Karar) Bu içtihat nedeniyle şu savunma idare tarafından ileri sürülebilir:
“Ruhsatın süresinin 2025 yılında sona ermiş olması tek başına önemli değildir. Geçerli ruhsatname bulundurmama hâli 31 Temmuz 2026’dan sonra da devam etmişse, kabahat yeni kanun yürürlüğe girdikten sonra da işlenmeye devam etmektedir. Dolayısıyla ihlal sona erdiğinde yürürlükte bulunan yeni kanun uygulanmalıdır.”
Bu argüman hukuken göz ardı edilemez. Dolayısıyla “Ruhsat 2025’te bitti, o hâlde hiçbir şekilde 2026 kanunu uygulanamaz” şeklindeki mutlak bir yaklaşımın yargı önünde kesin kabul göreceğini söylemek mümkün değildir. Ancak tartışma burada bitmemektedir.
5. “Yeni Kanun Uygulanabilir” Demek, Eski Ayların Yeni Tarifeden Cezalandırılabileceği Anlamına Gelir mi?
Kanaatimizce uyuşmazlığın en güçlü hukuki noktası budur. 7590 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Buna rağmen idare, örneğin ruhsatı Mayıs 2025’te sona ermiş bir tekne bakımından, Mayıs 2025’ten Temmuz 2026’ya kadar geçen ve yeni kanunun henüz mevcut olmadığı ayları da 1.000–10.000 TL’lik yeni aylık yaptırım üzerinden hesaba katarsa, yeni düzenlemenin maddi sonuçlarını yürürlüğünden önceki döneme taşımış olur. Bu noktada iki farklı hukuki kurumun birbirinden ayrılması gerekir:
Birincisi, geçerli ruhsatname bulunmaması şeklindeki hukuka aykırı durumun devam etmesi;
İkincisi ise yeni kanunun getirdiği “gecikilen her ay için ayrıca 1.000–10.000 TL ceza” mekanizmasıdır.
Kanun koyucu yalnızca mevcut bir cezanın miktarını değiştirmemiş; gecikilen her ayı cezanın miktarını artıran açık bir hesap unsuruna dönüştürmüştür. Bu nedenle yeni aylık cezanın, kanunun henüz yürürlükte olmadığı geçmiş aylara uygulanması bakımından aleyhe kanunun geçmişe yürütülmesi yasağı, kanunilik, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri yönünden ciddi bir itiraz alanı bulunmaktadır.
Bir kişi 2025 yılında ruhsatını yenilemediğinde, o tarihteki hukuk düzeninin kendisine bağladığı yaptırımı öngörebilir durumdadır. 2026 yılının Temmuz ayında kabul edilen çok daha ağır bir cezanın, geçmişte geçen her aya sonradan uygulanması kişinin geçmiş davranışının hukuki sonucunu sonradan ağırlaştırmaktadır.
Ceza hukukunun temel mantığı ise kişinin davranışının yaptırımını davranış tarihinde öngörebilmesini gerektirir. Anayasa Mahkemesinin kanunilik içtihadında da hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik özellikle vurgulanmakta; kişilerin hangi davranışa hangi hukuki yaptırımın bağlandığını önceden bilebilmesinin hukuk güvenliğinin gereği olduğu kabul edilmektedir. (Anayasa Mahkemesi)
6. Kanunun Yürürlük Maddesi Neden Önemli?
7590 sayılı Kanun’un 31. maddesi bu tartışmada ayrıca dikkate alınmalıdır. Kanun koyucu bazı maddelerin geçmiş tarihten itibaren uygulanmasını istediğinde bunu açıkça düzenlemiştir. Örneğin bazı hükümler için “1/1/2026 tarihinden itibaren”, bazıları için “2026 yılı Mayıs ayı döneminden itibaren” şeklinde açık hükümler bulunmaktadır.
Buna karşılık bağlama kütüğü cezasını getiren 29. madde için böyle bir geçmişe uygulama hükmü konulmamıştır. 29. madde “diğer maddeler” içinde bırakılmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. (TBMM CDN)
Kanun koyucunun aynı kanunda geçmişe uygulamak istediği hükümler için özel tarih belirlemesine rağmen 29. maddede bunu yapmamış olması önemlidir. Ceza ve kabahat hukukunda genişletici yorum yapılamayacağı da gözetildiğinde, yürürlük maddesinde bulunmayan bir geçmişe uygulama iradesinin idari uygulamayla oluşturulması hukuken tartışmalıdır.
7. Danıştay’ın “Tespit Tarihi” ile “İhlalin Sona Erdiği Tarih” Ayrımı da Unutulmamalıdır
İdari uygulamada bir başka önemli hata, cezanın otomatik olarak tespit veya başvuru tarihindeki mevzuata göre belirlenmesidir. Danıştay 13. Dairesi E.2019/2933, K.2021/1468 sayılı kararında tam da bu konu üzerinde durmuş ve ihlalin tespit edildiği yıldaki mevzuatın otomatik olarak uygulanmasını hukuka uygun bulmamıştır. Danıştay’a göre kesintisiz ihlaller bakımından esas olan yalnızca “tespit tarihi” değil, ihlalin gerçekten ne zaman sona erdiğinin belirlenmesidir. (FulLegal) Bu ayrım bağlama kütüğü işlemlerinde özellikle önem taşıyabilir.
Örneğin tekne sahibi yeni kanun yürürlüğe girmeden önce yenileme için eksiksiz başvurmuş fakat idarenin incelemesi veya belge işlemleri nedeniyle ruhsat daha sonra düzenlenmişse; hukuka aykırı durumun hangi tarihte kesildiği ve gecikmenin hangi bölümünün kişiye yüklenebileceği ayrıca tartışılmalıdır. Salt ruhsatın idarece basıldığı tarih üzerinden bütün süreyi tekne sahibine yüklemek her olay bakımından doğru sonuç vermeyebilir.
8. 5.000–50.000 TL ve Aylık 1.000–10.000 TL Arasında Ceza Nasıl Belirlenecek?
Yeni kanun cezanın tek bir rakamdan verilmesini öngörmemektedir. İdareye oldukça geniş iki aralık tanınmıştır:
- Temel ceza: 5.000–50.000 TL
- Her gecikme ayı: 1.000–10.000 TL
Ancak bu, idarenin istediği rakamı gerekçesiz şekilde seçebileceği anlamına gelmez. Kabahatler Kanunu’nun 17/2. maddesine göre alt ve üst sınır arasında idari para cezası belirlenirken kabahatin haksızlık içeriği, failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte dikkate alınmalıdır. (LEXPERA)
Anayasa Mahkemesi de para cezalarında fiilin ağırlığı, kusur, ekonomik durum ve ölçülülük gibi unsurların dikkate alınmasının hukuk devleti bakımından önem taşıdığını vurgulamaktadır. (Anayasa Mahkemesi)
Dolayısıyla özellikle alt sınırın üzerinde ceza belirlenmesi durumunda idari yaptırım kararında neden o miktarın tercih edildiğinin somut ve denetlenebilir biçimde ortaya konulması gerekir. Standart, matbu ve kişiselleştirilmemiş bir hesaplama ayrıca itiraz konusu yapılabilir.
9. Hangi Durumlarda İtiraz Daha Güçlüdür?
Somut olayın tarihleri belirleyicidir. Hukuki değerlendirme özellikle şu dört senaryo ayrılarak yapılmalıdır:
- Ruhsat geçerliliği sona ermiş ve ihlal 31 Temmuz 2026’dan önce tamamen sona ermişse: Sonradan yürürlüğe giren daha ağır cezanın uygulanması kural olarak mümkün değildir.
- Ruhsat 31 Temmuz 2026’dan önce sona ermiş ve geçersizlik bu tarihten sonra da devam etmişse: İdarenin “kesintisiz kabahat” savunması güç kazanır. Ancak yeni kanundaki aylık 1.000–10.000 TL cezanın yürürlükten önceki aylara da uygulanması ayrıca tartışmaya açıktır.
- Yenileme başvurusu 31 Temmuz 2026’dan önce yapılmış fakat işlem idarece daha sonra tamamlanmışsa: İhlalin hangi tarihte sona erdiği, gecikmenin ne ölçüde ilgilinin iradesine bağlı olduğu ve kusur unsuru ayrıca incelenmelidir.
- Ruhsatın yenilenmesi gereken tarih de 31 Temmuz 2026’dan sonraysa: Yeni ceza sisteminin uygulanması konusunda zaman bakımından uygulamaya ilişkin temel bir sorun bulunmayacaktır.
Bu nedenle her dosyada yalnızca ruhsatın son geçerlilik tarihine değil; başvuru tarihi, belgelerin tamamlanma tarihi, idarenin işlem tarihi, yaptırım karar tarihi ve ihlalin sona erdiği kabul edilen tarih birlikte incelenmelidir.
10. İdari Para Cezasına Karşı İleri Sürülebilecek Başlıca Hukuki İtirazlar
Somut olayın niteliğine göre idari yaptırım kararına karşı özellikle; Anayasa m.38’deki aleyhe ceza normunun geçmişe yürümezliği, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.5, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik, yeni aylık cezanın 31.07.2026 öncesindeki aylara uygulanamayacağı, 7590 sayılı Kanun’da bu yönde bir geçiş hükmünün bulunmadığı, kesintisiz kabahatin kesilme tarihinin yanlış belirlenmesi, tespit tarihi ile kesilme tarihinin birbirine karıştırılması, kusur durumunun değerlendirilmemesi ve alt-üst sınır arasındaki ceza miktarının Kabahatler Kanunu m.17/2’ye uygun biçimde gerekçelendirilmemesi ileri sürülebilir.
Burada başvurunun yalnızca “kanun geriye yürütüldü” biçiminde soyut bırakılması yerine, hangi ayların hangi hukuki düzenleme dönemine ait olduğu ve yeni düzenlemenin hangi kısmının geçmiş dönemin cezasını ağırlaştırdığı somut hesaplamayla gösterilmelidir.
11. İtiraz Süresi Kaçırılmamalıdır
Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliği’nin 29. maddesinde idari para cezasına karşı, idari yaptırım karar tutanağının tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine başvuru öngörülmektedir. (LEXPERA)
Bu nedenle ceza tebliğ edildiğinde yalnızca tutara bakılması yeterli değildir. Tebliğ tarihi, yaptırım kararının dayandığı mevzuat, ruhsatın sona erme tarihi, gecikme aylarının nasıl hesaplandığı, aylık cezanın hangi tutardan belirlendiği ve bu tutarın gerekçesi derhal incelenmelidir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde mevcut yönetmelik uyarınca %25 indirim uygulanması da mümkündür. Ödeme yapılması tek başına kanun yoluna başvurma hakkından feragat anlamına gelmemektedir. (LEXPERA)
Sonuç: Yeni Düzenlemenin Eski Aylara Otomatik Uygulanması Hukuken Tartışmalıdır
7590 sayılı Kanun ile bağlama kütüğü ruhsat cezalarında son derece ağır bir yaptırım sistemi getirilmiştir. Yeni sistemin 31 Temmuz 2026’dan sonraki ihlallere uygulanacağında tereddüt bulunmamaktadır. Ancak ruhsat süresi daha önce sona ermiş teknelerde, yeni kanunun yürürlük tarihinden önce geçen ayların da yeni 1.000–10.000 TL’lik aylık ceza üzerinden hesaplanması, hukuken ayrıca incelenmesi gereken bir meseledir.
Bir tarafta Danıştay’ın kesintisiz kabahatlerde ihlalin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatı esas alan içtihadı bulunmaktadır. Bu içtihat idarenin elindeki en önemli hukuki argümandır. (FulLegal) Diğer tarafta ise Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan aleyhe kanunun geçmişe yürütülmesi yasağı, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri; ayrıca 7590 sayılı Kanun’da bağlama kütüğü cezası bakımından geçmişe uygulamayı öngören özel bir geçiş hükmünün bulunmaması vardır. (Anayasa Mahkemesi)
Özellikle kanunun yürürlüğe girmesinden önce tamamlanmış gecikme aylarının, sonradan getirilen çok daha ağır aylık yaptırım tarifesi üzerinden yeniden fiyatlandırılması, anayasal açıdan ciddi biçimde tartışmaya açıktır. Bu nedenle liman başkanlıklarınca verilen cezaların, “ruhsatın sona erdiği tarihten bugüne kadar geçen bütün aylar × yeni ceza tutarı” şeklinde otomatik olarak hesaplanması hukuki denetimden bağışık değildir. Her yaptırım kararı somut olayın tarihleri üzerinden ayrı ayrı incelenmeli; gerektiğinde Sulh Ceza Hâkimliği önünde kanunilik, zaman bakımından uygulama, hukuki güvenlik, öngörülebilirlik, kusur, gerekçe ve ölçülülük yönlerinden yargısal denetime taşınmalıdır.
Ekin Hukuk Bürosu Değerlendirmesi
Kanaatimizce tartışmanın merkezine yalnızca “ruhsat eski tarihte bitti” iddiasının değil, 31 Temmuz 2026’dan önce geçen aylara, 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni aylık ceza miktarlarının uygulanıp uygulanamayacağı sorusunun yerleştirilmesi gerekmektedir.
Bu ayrım, hem Anayasa Mahkemesinin aleyhe kanunun geçmişe uygulanmasına ilişkin içtihadını hem de Danıştay’ın kesintisiz kabahat içtihadını birlikte dikkate alan daha güçlü ve daha isabetli bir hukuki tartışma zemini oluşturmaktadır.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her idari yaptırım kararı; tebliğ tarihi, ruhsat geçerlilik tarihi, yenileme başvurusu, yaptırımın hesap yöntemi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Av. Ahmet EKİN




